Booking.com

Erteleme Alışkanlığını Yenebilirsiniz!


Şuan hiç canım yapmak istemiyor, önce diğer işleri bir bitireyim onu sonra da yaparım, ne zamandır gideceğim ama bir türlü fırsat bulamıyorum, hepimiz bu kadar işi yetiştirirken zamansızlıktan şikayet eden niçin bir tek ben oluyorum… Bu cümleler size de tanıdık geldi mi? Çünkü eğer öyleyse, sizin de ertelemeyle ilgili halletmeniz ihtiyaç duyulan büyük bir sorun var demektir. öteki bir deyişle, siz de erteleme alışkanlığından muzdarip olanlardan birisiniz. Kısaca sizi başarısızlığa sürükleyecek bir alışkanlığa sahipsiniz de denilebilir. Zira sürekli erteleyen kişilerin istediği başarıyı yakalayamaması elde edilebilecek en olası ihtimaldir. Bu yüzden, başarılı olmak istiyorsanız, bu kötü alışkanlıktan bir an önce kurtulmanız gerektiğini farkına varmalısınız.

Belki siz bu kötü alışkanlığın, karakteristik özelliklerinizden biri olduğunu düşünüyorsunuz. Erteleme davranışınızın üzerinize yapışıp kaldığını zannediyorsunuz. Fakat gerçekler hiç de öyle değil! Çünkü isterseniz bu alışkanlıktan kurtularak, kendinize yepyeni bir seviye oluşturabilirsiniz. Hayranlıkla izlediğiniz o planlı programlı kişilerden biri olabilir, verdiğiniz sözlerde durmayı öğrenebilir ve işlerinizi vaktinde bitirmiş olmanın gururunu yaşayabilirsiniz. Evet, eğer hakikaten isterseniz bu dediklerimin hepsini yapabilirsiniz. Nasıl mı?

Yapmanız ihtiyaç duyulan şey sadece değişimi istemek ve bunun için birazcık çaba harcamak! Kaldı ki bu çabanın erteleme alışkanlığınız yüzünden kazanmış olduğunuz sonuçlarla uğraşmak için harcadığınız çabadan çok çok daha azca olacağını söyleyebilirim. O süre diyorum ki bir an önce bu alışkanlıktan nasıl kurtulmanız gerektiğini incelemeye başlayalım. Çünkü erteleyerek geçirdiğiniz her saniye sizi biraz daha başarısız, birazcık daha mutsuz biri haline getirmekte. İşte bunun önüne geçmek için, derhal harekete geçin. Kısacası ilk adımı bu yazıyı inceleyerek atın. Nitekim aşağıdaki maddeleri okuyarak, yapmanız ihtiyaç duyulan bir işi ertelememekten kurtulmuş olacak, alışkanlığınızı azcık da olsa alt etmiş sayılacaksınız. İşte okumayı katiyetle ertelememeniz gereken yapılması gerekenler listeniz:

Önceliklerinizi Zekice Belirleyin!

Erteleme alışkanlığından kurtulmak için yapmanız ihtiyaç duyulan ilk şey, önceliklerinizi belirlemek olmalı! Hani siz genellikle son olarak yapmanız ihtiyaç duyulan işleri en başta yapıyor, en başta yapmanız gerekenleri ise hep en sona bırakıyorsunuz ya, işte artık bunu yapmamalısınız. Sizin için öncelikli ve önem taşıyan işlerinizin farkına varmalı ve işlerinizi bir sıralamaya sokmalısınız. Mesela; sabah işe geldiğinizde ilk başta sizin için en basit işleri yapmayı tercih ediyor olabilirsiniz. Eğer vaziyet buysa, organik olarak da enerjiniz bitmeye başladığında zor olanlarla başa çıkmaya çalışıyorsunuzdur. İşte artık bunu yapmamalısınız. Hem özel hem de iş yaşamınızda en önemlileri ilk sıralara koymalı, ne zaman ne yapmanız gerektiğini biliyor olmalısınız. Ama burada karar vermekle ilgili genel bir probleminiz olup olmadığını da düşünmelisiniz. Çünkü doğru karar almayı bilmiyorsanız, önem ve önceliklerinizi de doğru bir biçimde ortaya koyamazsınız. Bunun için de size daha doğru karar alabilmek için dikkat etmeniz gerekenler başlıklı yazıyı okumanızı öneriyorum.

Dikkat Dağıtıcılarınızdan Kurtulun!

Belli aniden yapıyor olmanız ihtiyaç duyulan işi yapmak yerine, size daha çok keyif yeren ve daha basit giden şeyi yapıyorsanız, doğrusu erteleme alışkanlığınızı yine devreye sokuyorsanız, o vakit dikkat dağıtıcılarınızın farkına varmalısınız anlama gelir. Mesela; işe gittiğinizde teslim edilmesi ihtiyaç duyulan dosyalarınıza odaklanmak ve yoğunlaşmak yerine, kendinizi sosyal medya dünyasına dalmış bir şekilde buluyorsanız, bunun durumun sizi engellediğini anlamalısınız. Demek ki telefonunuz sizin dikkat dağıtıcılarınızdan biri. Ya da bilgisayarınızda devamlı açık duran sosyal medya hesaplarınız sizin iş yapmanız üzerindeki en büyük engellerden biri.

İşte erteleme alışkanlığından kurtulmak için bu dikkat dağıtıcılarıyla aranıza mesafe koymayı bilmelisiniz. Gerekiyorsa telefonunuzu kapatın, kendinize o “giriş yap” kutucuğuna tıklamayacağınıza dair söz verin. Netice de; gelen her bildirime bakmak ya da her mesaja cevap vermek zorunda değilsiniz. Kısacası sizi engellemiş olan şey artık her neyse, onların farkına varıp, kurtulmayı öğrenmelisiniz.

Bir Şeyi Yapmak İçin En Doğru Zamanı Beklemeyin!

Ah o doğru zaman! Hiç gelmeyen ama hep beklenilen meşhur doğru süre! Siz de kendisine doğru vakitti beklediği gerçek dışını söyleyenlerden biri olabilir misiniz? Büyük olasılıkla öyle. Çünkü erteleme alışkanlığı olan kişilerin çoğunun mazereti budur. Klişe bahanelerin başlangıcında gelen “doğru zamanı umuyorum” cümlesi, erteleyen insanların altına sığındığı koca bir barınak gibidir. İşte bu negatif davranıştan kurtulmak için, kendinize doğru süre yalanını söylemekten vazgeçmelisiniz. Çünkü beklerseniz o zaman hiç gelmeyecek ve siz o işi hiç yapmayacaksınızdır. Koşulların oluşmasını beklemek yerine, uygun şartları oluşturmayı bilmeli ve doğru vaktinizi siz kendiniz yaratmalısınız.

Kendinizi Zaman Yönetimi Mevzusunda Geliştirin!

Zaman yönetimi mevzusunda ne kadar başarısızsınız? Başarılısınız diyemiyorum çünkü erteleme alışkanlığınız olduğu için öteki noktalarda ne kadar iyi olsanız da belirgin bir fark yaratmayacaktır. Bu yüzden diyorum ki, zaman yönetimi konusunda ne kadar başarısız olduğunu biliyor musunuz? Ertelemekle birlikte başka ne gibi olumsuz alışkanlıklarınız var? Örneğin; planlama yapma mevzusunda yetenekli olduğunuzu savunabilir misiniz? Ajanda tutmayı biliyor musunuz? İstediğiniz süre istediğiniz işe odaklanabiliyor musunuz? Muhtemelen bu tarz şeylerin asla birini yapamıyorsunuz. İşte bu yüzden süre yönetimi hususuna gereken hassasiyeti gösterebilmelisiniz. Ve bunun için de atmanız ihtiyaç duyulan ilk adımı zaman yönetiminde başarılı olmak için dikkat edilmesi gerekenler neymiş öğrenerek atabilirsiniz.

Motivasyonunuzu Artırmanın Yolunu Bulun!

Erteleme alışkanlığından kurtulmak için yapmanız gereken şeylerden bir tanesi de motivasyonunuzu yükseltmek. Çünkü eğer bir şeyi erteliyorsanız, o işi size zor geliyordur, kısacası motivasyonunuzu düşürdüğü için erteliyorsunuzdur. İşte bundan dolayı, sıkıcı işleri keyifli kılmaya, enerjiniz düşmüş olduğunda modunuzu yükseltmeye uğraşmalısınız. Peki, bunu iyi mi yapacaksınız. Hemen birkaç örnek vereyim. örneğin; işinizi eğlenceli hale getirmek için yapabileceklerinizi denemelisiniz. Veya “yeter” demek istediğinizde teşvik edici motivasyon teknikleri kullanarak işlerin üstesinden gelmeyi öğrenmelisiniz. Aslen öncelikle iyi mi motive olduğunuzu anlamanız gerekiyor. Yani kendinize özel teknikler bulmalı ve ertelemeye başladığınızı anladığınızda derhal bunları kullanmalısınız. Kararlı olun, bu yöntem yardımıyla erteleme alışkanlığınızdan kurtulmak için kocaman bir adım atmış olacaksınız.

Odaklanmayı Öğrenin!

Başarısızlığına niçin olacak bu kötü alışkanlıktan kurtulmak için yapmanız ihtiyaç duyulan bir öteki şey de odaklanma probleminizi çözmek olmalı! Evet, problemi dedim çünkü erteleme alışkanlığınız varsa odaklanma sizin için bir problem haline gelmiştir. Diğer bir deyişle; yapmanız ihtiyaç duyulan işe bir türlü yoğunlaşamıyorsunuzdur. Bu yüzden, yoğunlaşmayı öğrenmelisiniz. Bunun için pek çok farklı tekniği kullanabilirsiniz ama en iyisi kendinize özel bir yöntem geliştirmenizdir.

Çünkü kimileri bir mola verdiğinde kafasını toplamayı başarır kimileri ise kendini işe vermeye zorladığında! Kimileri için önündeki amaçları düşünmek yeterlidir kimileri ise bunun için birilerinden yardım almaya ihtiyaç duyar. Kısacası, odaklanmak için sizi neyin motive edeceğini öğrenmelisiniz. Mesela; sevdiklerinizin resimlerine bakıp onlarla ilgili hayallerinizi gerçekleştirmek için o an a işi yapmanız icap ettiğini düşünmek belki tam da size göredir. Yahut minik bir mola verip, derin derin nefes almak ve olumlama yapmak odaklanma probleminizi çözmeniz için size epey yardımcı olacaktır. Neticede, ne yaparsanız yapın fakat bir şekilde odaklanma sorunlarından kurtulun derim. Çünkü odaklanmayı öğrenmediğiniz sürece erteleme alışkanlığınızdan da kurtulamayacaksınız.

Her Zaman Planlı Olun!

Evet, bu kötü alışkanlıktan kurtulmak için ne olursa olsun planlı davranmayı öğrenmelisiniz. Bir tek iş hayatınızda değil özel hayatınızda da her zaman planlı olmalı, bu şekilde ertelemekten kurtulmalısınız. Zira başarılı olan ve ertelemek nedir bilmeyen insanoğluın hepsi planlama yapmanın önemini anlamış insanlardır. Kısacası başarıya giden yol doğru plan yapmaktan ve bunu uygulamaktan geçer. Siz de erteleme alışkanlığınızdan kurtulmak için, plan yapmayı bilmelisiniz. Peki, bunun için ne yapacaksınız? Öncelikle işlerinizi bir sıraya koymalısınız. Mesela; kendinize bir sabah alışkanlığı oluşturmayı deneyebilirsiniz. Çünkü alışkanlıklar sıkıcı gözükse de doğru rutine sahip olmak başarı için mutlak önem taşımaktadır. Bu sebeple de siz de kendiniz için bir rutin belirlemelisiniz.
alıntıdır

Çekim Yasası nasıl çalışıyor?

Çekim Yasası nasıl çalışıyor?
Bu sorunun cevabını anlamak için, evreni anlamamız, yaşamı anlamamız, insanın ne olduğunu anlamamız gerekir. Eski çağlardan beri; kişinin kendini tanıması, bilmesi büyük bir erdem olarak bilinir. Şimdi bir düşünün; insan dediğimiz varlığın içinde milyonlarca hücre, mükemmel çalışan bir sinir sistemi ve iletişim ağı, kusursuz bir bilinç, inanılmaz bir zeka var. Bununla birlikte ruh dediğimiz ve ne olduğunu tam olarak bilmediğimiz bir varlıkla iç içe yaşıyoruz.

Sevgi, mutluluk, aşk, gibi güzel duyguları içimizde barındırdığımız gibi, nefret, kin, öfke, kıskançlık gibi kötü duygular da bizimle yaşıyor. Yasanın bizim lehimize çalışmasını sağlamak için; hayatı sevmemiz, vermeyi bilmemiz, mutluluğun peşinden gitmemiz gerekiyor. Neden? diye soruyorsanız, yazının devamını okumanızı tavsiye ederim.

Birde evrene göz atalım. Yıldızlar, gezegenler, galaksiler, gök taşları ve sonsuz bir boşluk var. Çok hoşuma giden bir sözü sizinle paylaşmak istiyorum;her Adem, bir alem.; Bu söz ile; koskoca bir kainatın dürülerek insanın içine yerleştirildiği vurgulanmak isteniyor. Yaşadığımız evrende hemen her şey birbiri ile etkileşim halinde. En küçük zerreden en büyük küre ye kadar her şey iç içe geçmiş durumda. Hepimiz büyük insanlık ailesinin bir ferdi, aynı zamanda sonsuz evrenin içinde bir noktayız. Evrendeki her olay; kendisinden önce ve sonra gelen olayla bağlantılıdır.

Çekim yasası sizin emrinizde, gelelim yasanın çalışma prensibine.

1. İstemek

Ne istediğinizi netleştirin. Yasanın çalışması için ne istediğinizi kesin ve net olarak bilmelisiniz. İstediğiniz şeyin neye benzediğini, özelliklerini, nasıl görüneceğini, neler hissedeceğinizi belirleyin. Bilinçaltına isteğiniz ile ilgili tohumları ekin. Bunu yaparken, olsa da olur, olmasa da olur şeklinde yanlış düşüncelere kapılmayın. Ya da muallakta kalan isteklerde bulunmayın.

İsteğinizi her zaman göreceğiniz bir yere yazmak da faydalı olur. Baktıkça hatırlar, hatırladıkça düşünmeye ve odaklanmaya devam edersiniz.

İsteyin, bu evrende her kese yetecek kadar bolluk, bereket var.

İsteyin, idealleriniz için, hayalleriniz için, geleceğiniz için isteyin ve isteyin.

Arzu ettiğiniz şey her ne ise, herkesin ve her şeyin mutluluğuna, iyiliğine hizmet edecek şekilde hayatınıza girmesini dilemelisiniz. Bunu kalbinizin derinliklerinden istemelisiniz. Bununla birlikte, başka insanlara zarar verecek şeyler düşünmek, kin, öfke, intikam gibi kötü duygulara esir olmak evrenin sizin için çalışmasını yavaşlatır. Tüm isteklerinizde yatan ana fikir, olumlu düşünmek ve evrene sevgiyle bakmak olmalıdır.

Örneğin sırf başka bir insan da var diye bir şeye sahip olma fikrinin altında, kıskançlık vardır. Kıskançlık ise insanı ve insana ait tüm duyguları, ateşin mumu eritip bitirdiği gibi yok etmektedir.

Eğer bir şeyi isterseniz ve bunu düşünmeye başlarsanız; bu istekle ilgili sinyalleri evrene göndermeye başlarsınız. Bu andan itibaren, bilinçaltınız ve zihniniz isteğinizi yerine getirmek için çalışmaya başlar. Bunun en somut örneği algıda seçicilik kavramıdır. Bir ev almak istediğinizi düşünelim. Caddede yürürken nerede satılık daire ilanı var ise gözünü o noktalara kayar. Gazetenin satılık ilan köşelerine gözünüz kayar. Arkadaşlarınızla ev konusunda sohbetler yapmaya başlarsınız. Normal zamanda yürüyerek geçtiğiniz sokakta, ev arama fikrini düşünerek geçerseniz daha önce görmediğiniz, dikkat etmediğiniz tüm ilanları görmeye başlarsınız. Gerçekten karar verir ve isterseniz, yapamayacağınız şey yoktur.

"Kendi varlığını bile amacına feda edebilen insan iradesi karşısında hiç bir şey direnemez."
- BENJAMIN DISRAELI -

Hayatınız, yeni, tutarlı ve adamış bir karar verdiğiniz anda değişir. Kaderiniz karar anlarınızda biçimlenir. Hani derler ya “bir şeyi kırk defa söylersen olurmuş.” Bende odaklanın diyorum, ne kadar çok düşünürseniz, bilinç altında o kadar derine yerleşir bu tohum.

İsteğinizle ilgili güzel bir karar verin ve ciddi olun. Birkaç gün sonra değiştirmek zorunda olacağınız şeyler istemeyin.

Kaderinizi kontrol eden üç karar şunlardır:

1. Nelere odaklanacağınıza karar vermek.
2. Bir şeyin sizin için ne anlam taşıdığına karar vermek.
3. İstediğiniz sonuçlara ulaşmak için ne yapacağınıza karar vermek.

Düşünün ve isteyin. Allah kalbinizdeki en gizli şeyleri bilir ve yine Allah hazineleri geniş olan, hesapsızca dağıtandır. Şimdiye kadar sahip olduklarınıza bir baksanıza!

2. İnanmak

İsteğimizin gerçekleşeceğine kesinlikle inanmalıyız. Onu elde edeceğimize inanmalıyız. Günde birkaç defa gözlerimizi kapatıp isteğimizi düşüneceğiz. Örneğin bir ev almayı istiyorsanız, o ev için şimdiden bir eşya alabilirsiniz. Çok büyük bir şey almanıza da gerek yok. İsteğimizin nasıl gerçekleşeceği ile meşgul olmadan sadece gerçekleşeceğine inanın.

Bize her şeyin nasıl olduğunu, neyin mümkün, neyin imkansız olduğunu, neyi yapabilip, neyi yapamayacağımızı İNANCIMIZ söyler. Her eylemimizi, her düşüncemizi, her duygumuzu İNANCIMIZ biçimlendirir. Sonuçta hayatımızda gerçek ve kalıcı değişiklikler yaratabilmek için, önce inanç sistemimizi değiştirmemiz gerekmektedir. İnanç sisteminin kontrolünü ele almadıkça, standartlarınızı istediğiniz kadar yükseltin, onları destekleyecek inancı içinizde bulamazsınız...
Çekim yasasına göre düşünülen şeyden kopulmadığı sürece o şeyin gerçekleşme ihtimalini arttırırsınız. İster pozitif ister negatif bir düşünce olsun odaklandığınız sürece size yaklaşır.

Çekim yasası çalışmaya başladığında; bildiğimiz fiziksel hayatta zaman kavramı olduğu için belli bir süreye ihtiyaç duyar. Olaylar birbiri ardına dizilecek, o olaylarla ilgili olan kişilerin de en yüksek hayrını gözetecektir. Bu çok boyutlu, çok ilmekli bir örgü gibidir. Bu örgü süresince sabırla beklemelisiniz. Beklemek, aynı zamanda başkalarının da hakkına, süreç boyunca evrene ve Yüce Yaratan'a saygı duyduğunuzu gösterir.

Beklemenin en güzel tarafı ipuçlarını takip etmektir. İsteğinizle ilgili her gün küçük küçük ipuçları görmeye başlarsınız. Yukarıda da bahsettiğimiz; gibi odaklandığınız şeyle ilgili olaylar, kişiler konuşmalar çıkar karşınıza. İşte bu küçük ipuçlarını takip ederek her geçen gün isteğinize yaklaşacaksınız. İyi bir gözlemci olun.

Hayalinizde ne kadar ısrarcı olursanız, o kadar başarılı olursunuz. İki dakikalığına bir ev almayı mı düşündünüz, yasa sizin için iki dakika boyunca çalıştı. Gelecekte kavuşacağınız ev için şartlar oluşmaya başladı.

Sizden değişik bir bakış açısı ile evreni gözlemlemenizi isteyeceğim. Allah her an yaratmaktadır. Kainatı yarattığı OL emrinden bu güne kadar ve bu günden kıyamete kadar yaratmaya devam etmektedir. Yaşadığımız her an, her şey, her olay Allah tarafından yaratılıyor. Kuşları havada tutan güç ne, peki bize soluk aldıran güç, karşımıza çıkan bir fırsat, başımıza gelen bir olay... Bu örneklerden milyonlarca verebilirim size. Allah her an yaratmaktadır. Eğer bu yaratma faaliyetinden bir an vazgeçerse, işte o zaman kainat tespihinin ipi kopar ve boncuklar yani gezegenler etrafa saçılır. ;O ki yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı; (Bakara suresi 29)

İstediğinizi, dileğinizi elde ettiğinize inanın. Onu evrenden istediğiniz andan itibaren o sizin!
Dileğinizin nasıl gerçekleşeceği, evrenin onu size nasıl getireceği, sizin sorununuz ya da meseleniz değildir. Evrenin bunu sizin için yapmasına izin verin. Siz sadece güçlü bir duyguyla isteyin, güven içinde isteğinizin frekansını evrene yayın. Kontrolü Evrene bıraktığınız takdirde, size verilenlere şaşıracaksınız, gözleriniz kamaşacak. Bu nokta, sihir ve mucizelerin gerçekleştiği noktadır.

3. Çalışmak Ve Fırsatları Değerlendirmek

Daha önce de dediğimiz gibi. Evrende bir şey almak için bir bedel ödemelisiniz. İsteğinizin gerçekleşmesi için karşınıza çıkacak fırsatları değerlendirin.

Bir iş mi arıyorsunuz, görüşmeye davet edildiğinizde gidin. Ev mi almak istiyorsunuz, fırsatları değerlendirin. Mükemmel bir insanla mı tanışmak istiyorsunuz, onu görünce merhaba diyin.

Gün boyunca koltukta oturup hiçbir faaliyet göstermeden isteğinize kavuşacağınızı söyleyenler, size yalan söylüyor !...

Hayal edin, isteyin, çalışın, çabalayın, emek harcayın. Ama önce hayal edin.

4. Duygular Ve Hisler

Hislerimiz; ne düşündüğümüzden haberdar olmamız için bize verilmiş en müthiş armağandır, kılavuzdur. İyi şeyler düşündüğünüzde, kendinizi kötü veya berbat hissetmeniz mümkün değildir. Duygularınıza dikkat edin ve olumsuz hislere sahipseniz hemen fark edip olumlu düşünce ile değiştirin! Olumlu duygular yaşadıkça (sevinç, minnettarlık, hoşgörü ve sevgi daha fazla olumlu duygu ve olguyu yaşamınıza çekeceksiniz. Çünkü, benzer benzeri çeker.
İsteğinize kavuştuğunuz anda ki durumunuzu düşünün. O an hissettiğiniz mutluluğu düşünün. Yeni bir ev alsanız ne kadar sevinirdiniz veya mükemmel bir kız bayan ile tanıştığınızda, ona aşık olduğunuzda ne hissederdiniz. İşte şu anda bu ruh haline bürünerek, tam anlamıyla isteğinize kavuştuğunuz andaki duygularınızı yaşayın. Bunu yaparsanız evrene gönderdiğiniz mesaj daha hızlı ulaşır.

İnsan beyni tıpkı bir yönetmen gibidir. Bir film yönetmeni korku filmi çekmek istiyorsa ses, ışık, kostüm ve oyuncuları bu senaryoya göre hazırlar. Aynı şekilde siz kendinizi kötü hissetmek istiyorsanız, beyniniz tıpkı bir film yönetmeni gibi; bedeninize sürekli negatif sinyaller gönderir. Böylece yüzünüz asılır, omuzlarınız düşer, bakışlarınız donuklaşır. Bu ruh halinden kurtulmanın tek yolu, hislerimize kulak verip iyi ve güzel şeyler düşünmektir.

Kötü şeyler hissettiğimizde Evren bize kötü şeyler düşünüyorsun Dikkat! şu an düşündüğün şeyi değiştir, olumsuz frekans kayıtta. Frekansı değiştir. Dikkat! Geri sayım başlamıştır der. Bir daha kötü şeyler hissettiğinizde Evrenin sinyaline kulak verin. O an, size gelen iyilikleriolumsuz frekansta olduğunuz için engellediğiniz andır. Derhal olumlu düşüncelere yoğunlaşın, kendinizi iyi hissetmeye başladığınız anda yeni bir frekansa geçtiğinizi; Evrenin de bunu onaylayarak size olumlu hisler gönderdiğini anlayacaksınız. 

Siz istediğiniz, inandığınız ve ona zaten sahip olduğunuzu bildiğiniz için Evren onu “görünür kılmak içinhemen harekete geçecektir. Siz; dilediğiniz anda, ona sahipmişsiniz gibi davranın, öyle konuşun ve öyle düşünün. Gerçekmiş gibi davrandıkça, duruma inanmaya başlayacaksınız. Dileğinize ulaşmış olma frekansını yayın. Çünkü Evren bir aynadır ve düşündüğünüzü size aynen yansıtır. Bunu yaptığınızda; Çekim yasası koşulları, insanları ve olayları etkili bir biçimde harekete geçirecek, sizin dileğinizi elde etmenizi sağlayacaktır.

Güven, en etkili gücünüzdür. Elde etmekte olduğunuza inandığınızda, hazır olun ve başlayan sihri izleyin! Katalogdan bir şey ısmarladıysanız rahat olun, o zaten sizin, siparişiniz size ulaşacak ve sizin hayatınızın bir parçası olacak. Düşünün; size bir mirasa konduğunda, piyangodan en büyük ikramiye çıktığında parayı nakit olarak elinize almadan önce de onun size ait olduğunu bilirsiniz. Şimdi de, istediğiniz şeyleri hissederek ve onları sahip olduğunuzu duyumsayarak, onlar üzerinde hak iddia edin. Bunu yaptığınızda Çekim Yasası bir kez daha koşulları, insanları ve olayları etkili bir biçimde harekete geçirecek, sizin dileğinizi elde etmenizi sağlayacaktır. Örneğin: Mükemmel kilonuzdaymışsınız gibi konuşun, davranın, tartının üzerine o mükemmel kilonuzu yazın, mükemmel vücut ağırlığına sahip kişileri bulun övün, onlara ilişkin olumlu duygular besledikçe mükemmel kilonuzu çağırırsınız.

Mutlu olduğunuz, kendinizi iyi hissettiğiniz zamanları değerlendirin. Mutlu olduğunuzda, daha çok iyi şeyi, güçlü bir biçimde kendinize çekeceğinizi unutmayın.

5. Şükran Ve Minnettarlık

Her sabah uyandığımızda, gün elimizde olan, sahip olduğumuz her şey için minnettarlık duymalıyız. Yüce yaratıcıya, verdiği her şey için şükretmeliyiz. Aldığımız ufacık bir hediye için, arkadaşımıza teşekkür ettiğimiz gibi, sahip olduğumuz her şey ama her şey için kainatın yüce yaratıcısına, tek hakimine şükretmeliyiz. Böylece elimizdekilerin kıymetini anlar, duygusal açıdan tatmin oluruz. Şükran duygusu bizi mutlu edecek ve hayata bakış açımızı pozitif tutmaya yarayacaktır.

Sevgi ve şükran, tüm hastalıkları ortadan kaldırabilir. Sağlıklıyken şükreden bir insan, hem sağlık nimetinin karşılığında minnettarlığını bildirir, hem de sahip olduğu bu sağlıklı bedeni muhafaza etmek için elinden geleni yapar.

Hepimiz, DNAlarımıza işlenen bir kodla dünyaya geliyoruz. Bu temel bir programın adına kendi kendini iyileştirme deniyor. Yaralandığımızda yaralar kendiliğinden kapanıyor, bakteriyel enfeksiyon geçirdiğimizde bağışıklık sistemimiz kendi kendine iyileştiriyor. Bağışıklık sistemi kendi kendisini iyileştirmek için tasarlanmıştır. Tüm bunlar bizim bilgimiz dışında bilinçaltımız tarafından yapılıyor.

Vücudumuz milyonlarca hücreyi yeniler ve aynı zamanda milyonlarca yeni hücre yaratır. Bir yılsonunda insan bedeninin tamamı yenilenmiş olur. İnsanın karşılaştığı tüm kötülüklerin, hastalığın, fakirliğin ve mutsuzluğun nedeni, kusurlu düşüncelerdir. Olumsuz düşüncelerin ve stresin, insan bedenine ve beyin fonksiyonlarına ciddi zararlar verdiği ispatlanmıştır. Bunun nedeni; duygu ve düşüncelerimizin sürekli bir araya gelip, yeniden organize olup bedenimizi baştan yaratmalarıdır.

Çekimi gerçekleştiren yalnız görüntü değildir, bunları hissetmektir. Bolluğu, bereketi, sevgiyi, sevinci hissetmelisiniz. Şimdi buna sahibim imgesi ve duygusu ile şükrettiklerinizin listesini yapın. Bunu yapmak, enerjinizi ve dolayısıyla düşüncelerinizi değiştirecek.

Her yüne şükran duygularıyla başlayın ve en küçük şeyler için bile muhakkak teşekkür edin. Şükretme konusunda alıştırma yapmak, bolluk ve bereketi çekmek için en önemli iletişim hatlarından birini oluşturmak demektir. Dünyadaki her şeyin değerini bilip, onları kutsarsanız; olumsuzlukları ve uyuşmazlıkları yok ederek, kendinizi en yüksek frekans olan sevgiyle aynı frekansa getirirsiniz.

Hayatta hiç bir şey için bunalmanız gerekmiyor. İsteyin yeter! Evreni kendiniz için hazırlanmış bir katalog gibi görün, istediğinizi seçin;Bu deneyimi yaşamak isterim hayatımda böyle bir insan olmasını isterim. diyerek evrene direktif verin. Sadece 1 kez olacağına emin olarak isteyin yeter. Örneğin; Şişmansanız, kilo vermeye değil, mükemmel kiloyu ve ideal bedeni kendinize çekmeye niyet edin. Bunun için; sizin için mükemmel olan kiloya ulaştığınızda, bedeninizin görüntüsünü beyninizde imgeleyin, o kiloda çekilmiş fotoğraflarınız varsa sık sık onlara bakın, ya da bu bedendeki başkasının fotoğraflarına. 

6. Almak:

Siz bir bilgisayarda çalışıyor olsanız ve sürekli elektrik kesilse işinizi yapabilir misiniz? İnsanlar bu kesintiler yüzünden sekteye uğrar, coşkusunu yitirir, hevesini yitirir, dikkati dağılır, imajlarını kaybeder. Bu yüzden mümkün olduğunca hedeflerinize odaklanmanız gerekir.

Çekim Yasasının temelinde VERMEK vardır. Zaten evren verme sistemi üzerine kurulmuştur. Bilinmeyen sürekli olarak bilinene bir akış halindedir. Evren verme eğilimindedir. Çiçekler büyür. Yağmurlar yağar. Güneş doğar. İnsanlar verir paylaşır. Bütün evrende doğal olan VERME eylemidir.

Kendinizi iyi hissettiğinizde, Evrenden istediklerinizle aynı frekansa geçersiniz. Kendinizi bu frekansa geçirmenizin en hızlı yollarından biri de ;Şu an isteğimi elde ediyorum. Yaşantımdaki bütün iyi şeyleri şu an alıyorum. Şu an ;arzunuzu söyleyin- alıyorum demektir. Arzunuzu elde etmiş olduğunuzu hissedin. Düşlediğiniz şeye sahip olduğunuz duygusunu yaratmak için yapmanız gereken ne varsa yapın ve bu duyguyu hatırlayın: Düşlediğiniz o arabanın deneme sürüşüne gidin, arzu ettiğiniz o evin içini gezin, bir şeyler alın; Sonra, içgüdülerinize güvenin.. Evren size ilham verir ve elde etme frekansında sizinle iletişim kurar. Sezgisel ve içgüdüsel hisleriniz olduğunda onları izleyin; Evrenin sizi manyetik bir biçimde istemiş olduğunuz şeyi elde etme noktasına doğru götürdüğünü anlayacaksınız.

Kendinizden memnun olmalısınız, eğer sahip olduğunuz bedenden dolayı kendinizi mutsuz hissederseniz, bu bedenden dolayı mutsuz olmayı kendinize çekersiniz. Bedeninizin her santimetrekaresini övün, sahip olduğunuz mükemmellikleri düşünün, bunları düşündükçe kendinizden memnun olacak, mükemmel kiloda olmanın hoşnutluğunun frekansını yakalayacaksınız. Yemek yerken sadece yemek yeme deneyiminin keyfine odaklanırsanız, aldığınız besinin bedeniniz tarafından mükemmel bir biçimde sindirilecek ve bedeninizin bundan alacağı sonucun kusursuz olacaktır.

İsteğinizin gecikmesi durumunda; karamsarlığa, kötü düşüncelere kapılmayın. İsteyin, inanın, hissedin ve ALIN.

Hayatımızı tümüyle değiştirmek, sevinç, coşku ve bolluk içinde yaşamak için,

Kendinizi her zaman sakin, huzurlu ve güvenli hissetmek için,

İhtiyacınız olan kişileri, olayları, nesneleri kendinize çekmek ve onlarla mükemmelleşme
yolculuğunuzda birlikte olmak için,

Kendinizi yargılamadan ve hiç kimseyi yargılamadan yaşamak için,

İnsanların  Bu bir mucize diyebilecekleri işleri küçük bir adımla başarabilmek için,

Ve barış dolu, güvenli bir dünya oluşturmak için...

Ne mi yapmanız gerekiyor? DÜŞÜNÜN
alıntıdır

(Emotional Freedom Technique) EFT Kullanılarak Sigaranın Bırakılması





EFT, bilinçaltındaki olumsuz duygular, korkular, inanç ve yargıların yarattığı blokajlardan hızlıca ve çok etkili bir şekilde kurtulmak amacıyla akupunktur noktaları kullanılarak yapılan Duygusal Özgürleşme Tekniği’dir.

EFT, iğnelere ihtiyaç duyulmayan basit bir duygusal akupunktur sistemidir. Vücudumuz sübtil enerjilerden meydana gelir. Negatif bir duygu geliştirdiğimizde vücudumuzun enerji sisteminin akışı bozulur. EFT ile ana meridyen noktalarına vurduğunuzda vücudumuzdaki enerji akışı düzelme eğilimine, dengeye ulaşmaya çalışır. EFT herkes tarafından öğrenilebilir. Her yerde ve birkaç dakikanızı vererek uygulayabileceğiniz, kolay fakat hızlı sonuçlar alabileceğiniz bir tekniktir.

Aşağıda bu tekniği çok genel olarak, önemli gördüğüm ayrıntılarını sigara bağımlılığından kurtulma ile ilgili bir alıştırma üzerinde göstererek anlatacağım.

Sigarayı bırakmak niyetinde olan kişi öncelikle bu alışkanlığını bir takım kuşkular, engeller, istekler, endişeler ve duygular sebebiyle devam ettirdiğini anlamalıdır. Ancak uygulayacağınız bu teknik sadece sigara içenleri değil sigara içmeyenleri de kapsamakta, günlük yaşamımızda stresi oluşturan türlü sebeplerden özgürleşebileceğimiz önemli bir araç sunmaktadır.

Sigarayı Bırakmak için takip edeceğimiz basit EFT adımları;

1- Sigara içme alışkanlığına sebep olduğunu düşündüğünüz 1-2 olayı hatırlamaya çalışın ya da daha çok hangi durumlarda sigara içiyorsanız not alın. Hatırladığınız bu bilgileri tekniğin başarıya ulaşması için başlangıç noktası olarak kullanacağız. Eğer hatırlayamıyorsanız bu kısmı uygulamanızın dışında bırakabilirsiniz.

2- Sorun ya da duygularınızın yoğunluğunu 1 ‘den 10 ‘a kadar rakamlar ile derecelendirin. Örneğin Stres hissetme 7 gibi. Amacımız çalışmanın sonunda tekrar derecelendirme yaparak sonuca ne kadar ulaşabildiğimizi ölçmek.

3- Şimdi ellerinizi parmaklarınız açık ve avuç içleri birbirine bakacak şekilde göğüs hizasına kaldırın. Önce iki başparmağınızı uçların birbirine 7-8 defa vurun. Bunu çok set bir şekilde yapmayın. Sonra aynı vuruşlara sıra ile işaret, orta parmak, yüzük parmağı ve serçe parmaklar şeklinde devam edin. Avuç içlerinizi birbirine değdirin ve dairesel hareketler yaparak birbiriyle ovuşturun. Bu yarım dakika süren çalışma ellerinizdeki çakra ve meridyenlerin alıcı hale gelmesine ve ellerinizin rahatlamasına yardımcı olacaktır. Ellerinizde biriken stres ve elektrik yükü daha kolay akacaktır.

4- Aşağıdaki Hazırlık (Setup) olumlamasını ve 1 numaralı maddede not aldığınız duyguya referans vererek bir ya da daha fazla tekrar ediniz. Bu olumlama sırasında Karate noktasına işaret ve orta parmaklarınızın ucu ile emin vuruşlar yapmalısınız. Karate noktası, serçe parmağınızın tarafında bileğinizden yukarıda ve elinizin yan tarafına denk gelen yumuşak etli kısımdır.

“Sigarayı terk etmekten şüphe duymama rağmen, derinden ve tamamen kendimi kabul ediyorum.”

Şimdi aşağıda belirtilen noktalara işaret ve orta parmağınızı birleştirerek 5-7 defa kararlı bir şekilde tıplayın. Vuruşlarınız rahatsız edecek sertlikte olmamalıdır. Amaç bu noktalardan geçen meridyenleri uyarmak bloke olmuş enerjiyi akmaya zorlamaktır.

Kaş (Kaşınızın burnunuz ile birleştiği nokta): “Sigarayı bırakma konusunda şüpheliyim.“

Gözün Dış Yanı: “Sigarayı bırakabileceğimden şüpheliyim”

Gözün Aşağısı (Elmacık kemiğinin üstü): “Şüphelerim sigarayı bırakma ile ilgilidir”

Burnun Altı (Üst dudağın ortası): “Sanmam ki sigarayı bırakabileyim”

Çenenin Ortası: “Denediğim diğer tüm şeyler başarılı olmadı”

Köprücük Kemiğinin Aşağısı: “Ben hâlâ gerçekten sigarayı bırakabileceğimden kuşkuluyum”

Koltuk Altının Aşağısı: “Şüphelerim sigarayı bırakma ile ilgilidir”

Başın Tepesi: “Sanmam ki sigarayı bırakabileyim”

5- Derinden birkaç nefes alıp verin. Bedenlerinizde akmaya hazır olan negatif duygu yükünün topraklanmasını kolaylaştıracaktır. Birkaç yudum su için. Gevşemenize ve rahatlamanıza izin verin.

6- İkinci maddeye dönerek hissettiğiniz duygunun şimdiki seviyesini 1 ila 10 arasında belirleyeceğiniz bir numara ile tahmini olarak derecelendirin. Örneğin çalışılan konuda 7 seviyesinde belirlediğiniz stres halen aynı derecede sizi rahatsız ediyor mu? Rahatsızlığınızı azaltmak için tüm süreci ikinci maddeden itibaren baştan alın. Başa dönüp tekrar etmek tamamen sizin hislerinizin azalıp azalmadığı ile ilgili bir kararınızdır.

Bu tekniği bir kaç hafta, günün sonunda tek başına ve sakin bir ortamda yatmadan önce uygulamanızda fayda vardır.

Sigaraya sebeb olan korkular, endişeler, sorunlar ve engeller oldukça çeşitli ve kişiden kişiye değişkenlik gösterdiği için başlangıç seviyesinde verdiğimiz bu örnek çok hızlı bir şekilde sizin sigarayı bırakmanız sonucunu doğurmayabilir. Ancak sigara bağımlılığından kurtulmak için saydığımız negatif duyguların tamamına ilk denemenizde ulaşabilir stres ve gerginlik yaratan sorunlarınızı bilinçli hale getirebilirsiniz. Sonuç olarak sigara bağımlılığından kurtulmak için gerekli temelleri atmış olacaksınız.
Faydalanılan Kaynak:
Darren Hiller is a Stop Smoking Expert, Board Certified Hypnotist & EFT Practitioner.
ALINTIDIR

ZİHİN VE RUH TEMİZLİĞİ


Hayatın size yeni sürprizler getirmesini istiyorsanız, her şeyden önce kapınızı eskilere kapatıp, yeniliklere açmalısınız. Hep aynı şeyi yaparak bir yenilik beklemek akıllı işi değil. Eski sevgiliyle harcarsanız vaktinizi, yeni bir sevgiliye kapılarınızı açamayacak kadar yorgun olursunuz. Odak noktalarını iyi belirlemek gerekiyor. Eski işinizi, eşinizi, arkadaşlarınızı bir tarafa bırakın. Hayatınızda yeni bir şey olması için daha önce yapmadığınız şeyler yapın. Hepsinden önemlisi zihnimizde temizlik yapabilmek. Zihin temizliği ve ruh temizliği yapmak gerekiyor arasıra…

NASIL BİRİKTİRİNCE ZORSA EV TEMİZLİĞİ, ZİHİN TEMİZLİĞİ DE ÖYLEDİR. 
Ben bazen eşyalarımı uzun süreler boyunca gözden geçirmeyi ihmal ederim. Geçenlerde odamı topladım. Çekmecelerde ne kadar gereksiz ve kullanılmayan eski eşya varsa attım. Dibinde iki fıs kalmış parfümleri, hiç kullanılmadan bozulmuş makyaj malzemelerini, kaçmış çorapları, bozuk masa saatlerini, karalanmış bir çekmeceye tıkıştırılmış kağıt yığınlarını, yarısı okunmuş dergileri, eski takvimleri, kırık kutuları, bir gün lazım olur diye yıllarca beklemiş ama lazım olduğunda akla dahi gelmemiş düğmeleri, miyadı dolmuş ilaçları, zarfı dahi açılmamış faturaları, ve bir sürü saçma sapan başka şeyi fırlattım attım. Şimdi odam aydınlandı, boşluklar oluştu torba, torba çıkan çöplerin ardından. Daha huzurla kullanıyorum artık burayı. Çok daha kullanışlı, çok daha yaşanası bir yer haline geldi. Onca eşyanın yükünden de kurtuldum, hafifledim. Şimdi gerçekten neye ihtiyacım var görebiliyorum. Eskiden, o kargaşada, neyin eksik olduğunu algılamak bile olası değildi. Biriktirmemek gerek ıvır, zıvırı atmak gerek yeri geldiğinde, yük edip taşımamak gerek.

Zihnimizdeki ıvır zıvırları da atmak gerek. Ara sıra bir güzel temizlik yapmalı insan. ÖFKELERİMİZDEN, TATSIZ ANILARIMIZDAN, KIRGINLIKLARIMIZDAN SIYRILMAK İÇİN DÜZENLİ OLARAK ARINMAMIZ LAZIM. ARINALIM Kİ ZİHNİMİZ ve RUHUMUZ HUZUR BULSUN. Boşlukları olsun ki ihtiyacımız, eksiğimiz nedir görebilelim. Gidip vitrinlerde yeni ne var göz atabilelim. Aldıklarımız, keyifle kullanacaklarımız olsun. Bir köşede çürümeye bırakacaklarımız değil.

Tıpkı ESKİ EŞYALAR NASIL ÇÜRÜR ve KOKUTURSA ODANIZI, ESKİ YAŞANMIŞLIKLAR DA BEYNİNİZİ KEMİRİR VE RUHUNUZU KOKUŞTURUR. Zihin temizliğinin 1.yasası da aynı ev temizliğinde olduğu gibidir. Eğer artık sizi mutlu etmiyorsa ve kullanışlı değilse atın gitsin. Atın ve bir daha arkanızı dönmeyin. Kalkıp çöpten tekrar çıkarıp sarıp sarmalamayın. Gönderin ve yüzünüzü yeniliklere çevirin. Arkaya bakarsanız, önünüzü göremezsiniz. Fırsatlar bir nehir gibi akıp geçerken ayaklarınızın altından, siz bakışlarınızı doğru yere yöneltmediğiniz için hep aynı girdabın içinde bulursunuz kendinizi.

Gelelim ruhun temizliğine. RUHUN TEMİZLİĞİ İÇİN AFFETMEYİ ve VEDALAŞMAYI ÖĞRENMEK GEREKİYOR. KABULLEMEK VE HER ŞEYİ OLDUĞU GİBİ GÖRÜP ALGILAMAK LAZIM. İç sesinizi dinleyerek, gerçekte neyi istediğinizi bulmanız lazım. RUHUNUZU KARARTAN, SİZİ ÇIKMAZ SOKAKLARDA KAYBEDEN HER TÜRLÜ DUYGUYU TANIMLAYIP OLDUĞU GİBİ KABULLENİN VE SALIN GİTSİN. VEDALAŞIN ARTIK, GERİDE BIRAKIN. ŞU ANA VE YARINA ODAKLANIN. GERÇEKTE İSTEDİĞİNİZ HER NEYSE ONA DOĞRU ADIM ATIN. HER ADIM BİR DİĞERİNİ GETİRECEKTİR. Adım atmayı öğrenirseniz, bir süre sonra koşmaya başlarsınız. Rüzgarı saçlarınızda hissederek koşun...

ALINTIDIR

DAĞINIKLIK SİZİ GEÇMİŞE BAĞLI KILAR

DAĞINIKLIK BİZİ NASIL ETKİLER?
Çoğu insan dağınıklıktan nasıl etkilendiğini bilmez. Dağınıklığıyla yaşamaktan memnunluk bile duyabilir. Dağınıklığın etkisi ancak ondan kurtulunduğunda duyulacak rahatlama ve huzur ile anlaşılabilir.
DAĞINIKLIK KENDİNİZİ YORGUN VE UYUŞUK HİSSETMENİZE NEDEN OLUR
Çoğu dağınık insan ortalığı toparlamaya hali olmadığını söyler. Kendilerini sürekli yorgun hissederler. Oysa yorgunluğun nedeni dağınıklığın çevresindeki durağanlaşmış enerjidir.
DAĞINIKLIK SİZİ GEÇMİŞE BAĞLI KILAR
Bütün boş alanlarımız dağınıklıkla dolarsa yaşamımıza girecek hiçbir yeniliğe yer kalmaz. Düşüncelerimiz geçmişe takılıp kalır. Bakışlar ileriye bakmaktan çok geriye çevrilir. Sorunlarla yüzleşip daha iyi bir gelecek yaratmak yerine, geçmişi suçlarız.
DAĞINIKLIK BEDENDE DE TIKANIKLIKLARA YOL AÇAR
Dağınıklık aşırı bir hale geldiğinde evinizin enerjisi tıkanır. Aynı şey bedenimiz için de geçerlidir. Dağınık kişilerde kabızlık ve hazım bozuklukları, ciltte donukluk ve bozulmalar gibi rahatsızlıklara daha sık rastlanır.
DAĞINIKLIK KİLONUZU ETKİLER
Yapılan gözlemler, aşırı kilolu insanların genellikle dağınık insanlar olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bir bayanın dediği gibi;
“Evinizi ıvır zıvırdan arındırdığınızda bedeninizi abur cuburla doldurmak da size artık doğru gelmiyor.”
DAĞINIKLIK ERTELEMEYE YOL AÇAR
Dağınıklık içinde yüzüyorsanız, işlerinizi yarına erteleme eğiliminiz olabilir. Dağınıklık enerjinin hareket yeteneğini azaltarak herhangi bir şeye girişmenizi zorlaştırır.
DAĞINIKLIK UYUMSUZLUĞA YOL AÇAR
Dağınıklık aileler, ev ve iş arkadaşları arasındaki tartışmaların nedenlerinden biri olabilir. Eğer siz gırtlağınıza kadar dağınıklığa gömülmüş olarak yaşıyor ya da çalışıyorsanız ama çevrenizdekiler sizin gibi değilse onların yaşama biçimi sizi engellemez ama sizinki onları kuşkusuz engeller.
DAĞINIKLIK YILGINLIK YARATIR
Dağınıklık enerjinizi aşağı çekerek kendinizi yılgın, depresif hissetmenize neden olur.
Depresyon türlerinin çoğu Yüksek Benliğinizin sizi, başka bir şey yapmanızın zamanı gelmiş olduğu için yapageldiğiniz şeye devam etmekten alıkoymasından kaynaklanır.
DAĞINIKLIK BAGAJ FAZLASI YARATIR
Eviniz aşırı dağınıksa, büyük olasılıkla yolculuğa çıkarken de yanınıza çok eşya alıyorsunuzdur. Dağınıklık bağımlıları “GEREKİRSE” diye peşlerinden sürükledikleri eşya için fazla bagaj ücreti ödemek durumunda kalırlar. Tatilden dönüldüğünde valizlerden bir yığın hiç giyilmemiş temiz ama buruşuk kıyafetler çıkar.
İnsan duygusal ve zihinsel açıdan da fazla bagaj taşımaya eğilimlidir.

DAĞINIKLIK FAZLADAN TEMİZLİĞE NEDEN OLUR
Dağınık bir alanı temizlemek iki kat daha fazla zaman alır. Ne kadar dağınıksanız o kadar çok toz ve kir birikir, enerji o kadar durağanlaşır, temizlik yapmak isteği de azalır.
Yaşadığımız evin odalarını tek tek dolaşıp dağınıklık yaratan gereksiz ve kullanılmayan giyecek ve eşyaları gözlemleyip bunların evimizdeki fazlalık ve dağınıklıktaki payını ve işgal ettikleri alanı yüzdeye vurduğunuzda ortaya çıkan sonuç şaşırtıcı olacaktır.
Uzmanlar ortalama büyüklükteki bir evin odalara göre dağılımını şu şekilde yapmaktadırlar:
* Koridorlar yüzde 5
* Oturma odası yüzde 10 – 15
* Mutfak yüzde 30 – 40
* Yatak odası yüzde 40
* Banyo yüzde 15 – 20
* Kiler, depo, tavan arası, bodrum, kömürlük vs. yüzte 100 -200
Toplam : 220 – 250 Oda başına düşen ortalama dağınıklık yüzde 35 – 45 arasıdır.
Evinize ödediğiniz kira, elektrik, ısınma vs. masrafların neredeyse yarıya yakını boşuna hammallığı yapılan şeylere ödenmektedir. Bu alanları pozitif yönde sağlıklı işlerde kullanmak varken olumsuz enerjilerin çoğalmasında kullanmaktayız.
İNSAN NEDEN DAĞINIK YAŞAR?
Dağınıklığın altında görünenden çok daha derin nedenler yatmaktadır.
Çok meşgulüm, vaktim yok, benim için önemli değil, herkes kendi eşyasını toplasa ortalık dağılmaz? vs. gibi açıklamalar birer bahaneden öteye gitmez.
Lazım Olur Diye Saklamak
İnsanların başlıca biriktirme nedenleri budur. “Nasıl atayım ki” diye yakınırlar, “günü gelir lazım olur”. Bu noktada gerçekten ihtiyacımız olan şeylerle, olmayan şeyleri tüm bağımlılıklarımızı bir kenara atarak ayırdetmek gerekir.
Lazım olur diye eşya saklamak geleceğe güvensizlik işaretidir. Unutmayalım ki düşüncelerimizle kendi geleceğimizi biz yaratırız.
Uzmanların konu ile ilgili rastladıkları gerçek vakalardan birkaç örnek:
* Balık sevmeyen bir adamın tavan arasında on beş yıl boyunca saklanmış beş akvaryum.
* Yirmi yıl boyunca bahçede biriktirilmiş boş şişeler, yağ kapları, kavanozlar, yumurta kutuları.
* Geçmiş yıllara ait onlarca telefon rehberi.
Evimizi bu gözle araştıracak olursak bu listeye ilave edeceğimiz pek çok şey olacaktır.
KİMLİK
Sahip olduklarımıza sıkı sıkı tutunmamızın başka bir nedeni de kimliğimizin onlara bağlı olduğunu hissetmemizdir. Eşkoşmalar da diyebileceğimiz eşyayla olan aşırı bağlar insanın kendi hakkındaki yüzeysel fikrini ve imajını koruma çabalarından biridir. Bazı şeylerle öylesine özdeşleşmişizdir ki, onu attığımızda kendimizden bir parçayı koparırcasına bir hal yaşarız.
Çevremizdeki dağınıklığın görünmeyen nedeni, içinde bulunduğumuz duygusal ve zihinsel dağınıklıktır.
DAHA ÇOĞUN DAHA İYİ OLDUĞU İNANCI
Bugün hepimizin evlerinde eksiksiz mutfak setlerimiz var. (Gazeteler bile veriyor) Küçük şeyleri doğramak için küçük bıçaklar, büyük şeyleri doğramak için büyük bıçaklar, sivri uçlu, küt uçlu, hafif, ağır, et bıçağı, balık bıçağı, sebze bıçağı, meyve bıçağı vs. Bu setlere sahip olmamıza rağmen ev hanımlarının çoğu tüm bu işleri bir bıçakla hallederler.
Beynimiz tam tekmil bir bıçak setine ihtiyacımız olduğuna reklam devleri tarafından yıkanmıştır.
Daha çoğun daha iyi olduğu düşüncesi, mallarını satmak isteyen üreticilerin kafamıza nakşettiği bir yalandır.
EVİNİZDEKİ DAĞINIKLIK ALANLARI:
Ana Giriş Kapısı
Evinizin kapısının dış tarafı dünyaya bakışınızı, iç tarafı da kendi yaşamınıza bakışınızı temsil eder. Tıpkı insanlar gibi enerji de bu kapıdan içeri girer çıkar. Giriş kısmındaki darlık ve dağınıklık evinize taze enerjilerin giriş çıkışını engeller. Burası temiz ve düzenli durması gereken en önemli alandır. Askıda duran ve kullanılmayan paltolar vs., yerlerde duran ayakkabı, çizmeler vs., gereksiz kuru veya plastik çiçekler, şemsiyeler, bozuk paralar, fişler, telefon, elektrik faturaları, broşürler, eski gazete dergiler vs.
large (36)  Dağınıklığın Enerjiye Etkisi! Daha Okurken Kafanızın Dağınıklığı Gidecek Mutlaka Okuyun! large 361Kapıların Arkası
Kanca ya da kapı tokmaklarına asılı şeyler (giysiler, gecelikler, havlular, çantalar) olduğu kadar bütünüyle açılmasını engelleyecek mobilya, eşya, sepet vs. şeyleri de kapsar. Kapılarınız ardına kadar açılmazsa evinizde enerji serbestçe dolaşamaz, giriştiğiniz her iş için daha fazla çaba harcamanız gerekir.
Koridor ve Holler
Buralardaki dağınıklık yaşam taşıyıcı enerjinin evin içinde akışına engel olmaktadır.
Mutfak
Mutfak dolaplarınızın içinde neler gizleniyor? Ya bitmeden alınan yiyecekler…
Bütün dolaplarınızda esaslı bir ayıklama ve temizliğe girişin. Derin dondurucunuz ve buzdolabınızı da hatırlayın.
Yatak Odaları
Yatak odaları genellikle evde yer bulamadığımız şeyleri koyduğumuz bir odadır. Yatak odalarındaki dağınıklık çocuklar ve yetişkinler için de olmaması gereken bir şeydir.
Yatak odası evdeki en önemli odadır. Çünkü nerede ve nasıl uyuduğunuz yaşamınızı büyük ölçüde etkiler. Yaşamınızın üçte birini yatak odasında geçirirsiniz. Bu nedenle yatak odasının düzenli ve sade olması çok önemlidir.
Yatak altlarına itilen ıvır zıvırlar uyku kalitesine bile önemli etkide bulunmaktadır.
Örneğin tuvalet masalarının üstleri de kullanılmayan pek çok boş parfüm vs. şişeriyle doludur. Enerjinin yumuşak ve uyumlu dolaşımı için yatak odalarındaki yüzeylerin olabildiğince temiz ve boş tutulması önerilmektedir.
Dolap Tepeleri
Dolap tepelerine saklanan ve tıkılan şeyler… Evinizde göz hizasından yukarılara yığılmış dağınıklık genellikle bunaltıcı bir etki yaratır, hatta baş ağrısı bile yapabilir.
Dolap İçleri
Çoğu insan sahip olduğu giysilerinin yüzde 20’sini giyer. Bundan kuşkusu olanlar bir ay boyunca bir test yapabilirler. Bu oran sadece giysiler değil, sahip olduğunuz çoğu şey ve yaşamdaki çoğu etkinliğe de uyarlanabilir.
ZİHİNSEL DAĞINIKLIĞI GİDERMEK
Tasalanmaya Son Verin
Endişe sallanan ata benzetilir. Ne kadar hızlı hareket ederse etsin hiçbir yere gitmez. Endişe bütünüyle bir zaman israfıdır. Zihinde öylesine bir dağınıklık yaratır ki, hiçbir şeyi açıklıkla düşünemez olursunuz.
Endişelenmeyi bırakmayı öğrenmenin yolu, her şeyden önce dikkatinizi odakladığınız şeye güç kazandırdığınızı kavramaktan geçer. Bu nedenle bir konuda ne kadar endişe düşünceleri üretirsek, o şeyin ters gitme olasılığını da yükseltmiş oluruz.
“Korktuğum başıma geldi”
“Sakınılan göze çöp batar”
gibi sözler de bu mesajı insanlara vermek için söylenmiştir.
Endişe öyle derinlere işleyen bir alışkanlıktır ki, bundan kurtulmak için kendimizi bilinçli olarak eğitmemiz gerekir. Kendimizi endişe halinde fark ettiğimiz an durup düşünüp düşünceleri kontrol edip yönünü değiştirme egzersizleri yapmak gerekir. Bu konuda yakınlarımızdan yardım da isteyebiliriz.
Endişe ve tasa yaratan şeylerin listeleri çıkartılıp bunlar tek tek çözümlenebilir.
Eleştirmeye ve Yargılamaya Son Verin
Eleştiri ve yargılama insanda en büyük enerji kayıplarına neden olur. Biraz incelenirse, özellikle başkalarına yönelik eleştirileri ve yargılamalarımızın altında merkez noktamızın kendi zevk ve alışkanlıklarımız, düşünce kalıplarımız olduğunu anlayabiliriz. Ayrıca kendimizde olup da hoşumuza gitmeyen yönlerimizi değiştirmek yerine bu memnuniyetsizliğimizi başkalarını eleştirerek hafifletmeye çalışırız.
Aslına bakacak olursak hiç kimseyi eleştirip yargılayacak durumda değiliz. Çünkü varlıkların gerçek ihtiyaç ve kapasitelerini bilmediğimiz için yapacağımız değerlendirmeler son derece isabetsiz olacaktır.
Dedikoduya Son Vermek
Başkalarının yüzlerine söyleyemediğimiz düşünce ve yargılarımızı, onların olmadığı ortamlarda dile getirmek, bundan da bir zevk duymak da zihnimizde fazlasıyla dağınıklık ve enerji kaybı yaratır. Başkaların yüzüne söyleyemeyeceğimiz hiçbir şeyi onların arkasından da söylememeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.
Ağlayıp Sızlanmaya, İsyan Etmeye Bir Son Vermeliyiz
Ağlayıp sızlamak, her şeyi ve herkesi suçlamak, problemlerin kaynağını ve sorumlusunu daima dışımızda aramak da düşüncelerimizde büyük dağınıklık yaratır.
Zihinsel Gevezeliğe Son Vermek
Psikologlar ortalama insanın aklından günde atmış bin düşünce geçtiğini tahmin ediyor. Ve ne yazık ki bu düşüncelerin % 95’i önceki günkü düşüncelerin aynısıdır. Bir önceki günküler ise daha önceki günkü düşüncelerle aynıdır. Ve bu şekilde katlanarak sürüp gitmektedir.
Kısacası zihinsel faaliyetimizin büyük çoğunluğu verimsiz, tekrara ve alışkanlıklara dayalı, insanı hiçbir yere götürmeyen zihinsel gevezeliklerden ibarettir.
En son ne zaman farklı ve özgün bir düşünce ürettik?
Bizlere bunlar öğretilmiyor! Genellikle hepimiz belli düşünce kalıplarıyla yaşayıp, zihinlerimizi gündelik yaşamın yüzeysel akımlarıyla doldurmaktayız.
Eğer ki gün içerisinde kendimizi tüm düşünce akımlarından uzak tutup çok değil beş on dakika ayırabilirsek, içsel gevezeliği dindirerek, şuurumuzu daha yüksek bir bilgeliğe açık hale getirip, yaşamımızda yol gösterici etkileri ayıklayıp seçebiliriz. Yaratıcılığımızı artırabiliriz.
large (31)  Dağınıklığın Enerjiye Etkisi! Daha Okurken Kafanızın Dağınıklığı Gidecek Mutlaka Okuyun! large 311Bu Gününün İşini Yarına Bırakmamak
“Bu günün işini yarına bırakma” sözünü yaşamımızda hayata geçirmeliyiz.
Örneğin size bir telefon numarası verecek arkadaşınızla konuşuyorsunuz. Numara yanındadır ama ertesi gün arayıp vermeyi önerir veya siz onu daha sonra arayıp öğreneceğinizi söyleyebilirsiniz. O an bitmesi gereken bir iş ertesi güne uzamıştır ve başka aksaklıkları da beraberinde getirecektir. Ertesi gün o numarayı aramanız gerektiğinde arkadaşınızı bulamayabilirsiniz. Ve o numara ile ilgili iş ertesi günlerde unutulur. Zincirleme olarak pek çok problem yaşanabilir.
Ertelenen işin akılda tutulması büyük bir enerji kaybıdır.
Telefon numarasını hemen orada alın, yaşamınızda yapılacak işler listesi bir madde eksilmiş olsun.
Yerine getirilmemiş sözler de büyük bir enerji kaybına ve zihinsel dağınıklığa neden olur.
Bir arkadaşımızla hafta sonu için bir program yaparız, fakat günler geçtiğinde o gün bizim için öncelik sırası daha yüksek olan bir durumla karşılaşabiliriz. En doğrusu meseleyi fazla uzatmadan arkadaşımızı aramaktır. Bir bahane bulmak, yalan söylemek ya da isteksizce buluşmak buluşma gününün öncesi ve sonrası ciddi enerji kayıplarına neden olacaktır.
RUHSAL DAĞINIKLIĞI GİDERME
Fiziksel, duygusal ve zihinsel dağınıklığın varlığın gelişimine en önemli olumsuz etkisi üzerinde durarak konuyu toparlamaya çalışalım. Dağınıklığın yaşamımızdaki farklı görünümlerinin sonucunda varlığımız, yaşam amacının farkındalığını yitirir. Dünyaya gelirken beraberimizde getirdiğimiz özgün amacımızın yeniden yüzeye çıkıp anlaşılabilmesi için dağınıklıklarımızı temizlemeliyiz.
Hemen hemen tüm ruhsal ve felsefi bilgiler, içinde yaşadığımız çağın gezegenimiz tarihinde insan gelişimi bakımından en önemli zaman olduğu konusunda ortak bir noktada birleşmektedir. Dünyanın büyük bilgi kaynakları eskiden pek az insanın elindeydi. Çağımızda ise bu tam tersi durumdadır. İnsan istediği bilgilere küçük bir çaba ile ulaşabilir.
Bugün bulunduğumuz noktaya ulaşana dek varlığımızın yeryüzü okulunda teptiği sayısız yolları ve verdiği büyük mücadeleleri düşündüğümüzde, içinde bulunduğumuz durumun değerini anlayabiliriz.
İçsel varlığımızın sesini duyabilecek hale geldiğimizde bütün gereksinimlerimiz karşılanır.
Kendimizde, çevremizde ve yaşamımızda daha uyumlu, esnek, huzurlu ve başarılı olmak istiyorsak, basamak basamak dağınıklıklarımızı düzene sokmalıyız. Bunun aslında hareket noktası zihin olmalıdır. Bu nedenle daha fiziksel ve elle tutulur çözümler çağımız insanları tarafından daha fazla ilgi bulabiliyor.
Odamızın dağınıklığı zihnimizin dağınıklığının bir yansımasıdır. Fakat yapay bir şekilde sadece odamızı toplayarak veya bir yardımcı tutup temizleterek zihnimizdeki çöplerden kurtulabilir miyiz?
Hayır.
İçinde bulunduğumuz ikilemlerden, yargılamalardan, şikayetlerden, hoşnutsuzluklardan, güvensizliklerden ve endişelerden kurtulabilir miyiz?
Hayır. Eğer bu kadar kolay olsaydı, şeklen uygulanan pek çok öğreti dünyayı pozitif bir küreye çevirmeye yeterli olurdu.
Şekil değil öz önemlidir.
Elbette başlangıç için fizik boyuttan başlayabiliriz, fakat bunu o seviye ile sınırlı tutmamak gerekir. Fizikten başlayıp mental seviyeye doğru hareket edebiliriz.
Günlük yaşam dediğimiz, insana sıradan ve anlamsız gibi gelen yaşamlarımızın içinde fark edilip öğrenilmeyi bekleyen sayısız dersler ve deneyimler saklıdır. Yaşamın bu yönlerini görebilmenin yolu ise bakış açımızı değiştirmeden geçmektedir. Aynı şekilde bakıldığında her şey aynı görünür. Bakış açısı değiştiğinde yaşamın muhteşem akışı ve değişkenliği fark edilebilir.
alıntıdır

Çekim Yasası Bolluk Yaratma

Çekim Yasası – Bolluk yaratmakla ilgili 1. hata
Yoksunluk ve mücadele bilinci

Kendi yaşam koşullarınızı bir inceleyin, para kazanmak sizin için kolay mı zor mu? Aylık harcamalarınızı karşılamak için çok mu çalışmanız gerekiyor yoksa para size kolayca geliyor mu?
Bu soruları yanıtlarken biraz düşünün çünkü cevaplar, sizin para ve bollukla ilgili düşünce yapınızı ortaya çıkaracak. Cevaba bakarak, bolluk bilincine mi sahipsiniz yoksa yoksunluk bilinci içinde mi yaşıyorsunuz, bunu hemen görebilirsiniz.
Çekim Yasası – Zengin Düşün – Ders 1
Düşünce yapınız deneyimlerinizi yaratır

Çekim yasası sizin düşünce yapınızla harekete geçirilir. Yani düşündüğünüz şey, inancınız ve ne hissettiğinizle doğrudan alakalıdır. Sistemin nasıl çalıştığına bir göz atalım.
Duygusal durumunuzla evrene belirli bir frekans yaymış olursunuz. Evren sizin bu içinde bulunduğunuz duygu durumun yarattığı frekansa göre olayları ve deneyimleri hayatınıza çeker.
Pozitif düşünüp pozitif hissettiğinizde, hayatınızda herşeyin çok daha kolayca aktığını göreceksiniz. Buna para da dahil. Ancak düşünceleriniz ve hisleriniz daha çok negatife kaymaya başladığında, daha çok problemler deneyimlemeye, finansal sorunlar yaşamaya başlayacaksınız.
Bu konuda inançlarınız da oldukça önemli. İnançlarınız sizin için mümkün olanı oluşturur. Eğer çok para kazanmak için çok çalışmanız gerektiğini düşünürseniz, kendiniz için tam da bu deneyimi yaratmış olacaksınız. Eğer belli bir miktardan daha fazla parayı kazanmayı haketmediğinizi düşünüyorsanız,
daha fazla paranın size gelmesini engellemiş olacaksınız. İnançlarınız ne olursa olsun, onlar sizin doğrularınızdır. Ve bilin ki bilinçaltı düzeyde, bu doğrularınızı destekleyen deliller, deneyimler yaratacaksınız. Ta ki bazı şeyleri daha değişik bir şekilde yapmayı öğrenene kadar.
Çekim Yasası – Bolluk yaratmakla ilgili 2. hata
Sahip olmadığınız şeylere odaklanmak

Parasız kaldığınız için acı çektiğiniz oldu mu? Takıntılı bir şekilde, faturalarınızı ödeyemediğiniz için ya da istediğiniz bir şeyi alamadığınız için endişe ettiğiniz oldu mu? Biliyoruz ki yoksunluk, istediğiniz bir şeyin olmaması başka bir deyişle bir şeyin yokluğu durumudur.
Yoksunluk enerjinin bloke edilmesidir. Her şeyin enerji olduğunu düşünelim. Eğer bir durumda yoksunluk deneyimlerseniz, bu enerjinin hayatınızdaki akışını engellediğinizin işaretidir. Finansal durumunuzla ilgili her endişe edişiniz, parasızlıkla ilgili acı çekmeniz, ya da faturalarınızla ilgili strese girmeniz, hayatınızda yoksunlukla ilgili deneyimleri daha çok artırdığınız anlamına gelir.

Çekim Yasası – Zengin Düşün – Ders 2
Neye sahip olduğunuz ve ne istediğiniz üzerine odaklanın

Öyle çok süper görünmediği halde, hayatınızda pozitif noktalara odaklanabilmek oldukça zordur. Ancak bunu yapacak bir yol bulmak gerekiyor. Hali hazırda sahip olduğunuz şeylere odaklandığınızda ve iyimser, umutlu bir şekilde sahip olmak istediğiniz şeyleri düşündüğünüzde, onları hayatınıza çekmeye başlarsınız.
Düşüncelerinizi, sahip olduğunuz ve istediğiniz şeylere odaklamak konusunda
çok fazla yol var. Bir şükran defteri tutmaya başlayın. Her gün sahip olduğunuz için minnet duyduğunuz bir iki şey yazmaya başlayın. Bu konular parayla ilgili olmasa da o pozitif enerjinin akışı, hayatınıza şükran duyduğunuz şeyleri daha çok çekecektir, buna para da dahil. Ayrıca daha fazla paranız olduğunu ve faturalarınızı kolayca ödeyebildiğinizi imajine edebilirsiniz. Böyle konulara ne kadar odaklanırsanız fiziki realitenize o kadar çekmeye başlayacaksınız.

Çekim Yasası – Bolluğu yaratmakla ilgili 3. hata
Negatif duygularla yokluğu çekmek

Yokluk ve mücadele üzerine odaklanmak zaten yeterince yıkıcı, ama bu odağı güçlü, negatif duygularla daha da kötüleştirmek mümkün. Duygularınızı, hayatınızdaki yaratımlara güç veren yakıtlar olarak düşünün. Konu paraya geldiğinde, kendinizi aşağıdaki gibi duygulara kilitlenmiş olarak mı buluyorsunuz?

* Korku
* Endişe
* Yardımsızlık
* Çaresizlik
* Karamsarlık
* Şüphe
* Düş kırıklığı
* Tasa
* Kıskançlık
* Gücenme

Bu tip duyguları her deneyimlediğinizde daha çok yokluk yaratıyorsunuz. Yokluğu bolluğa çevirmek için, bu tip duygulara yatırım yapmaktan kaçınmalısınız.

Çekim Yasası – Zengin Düşün – Ders 3
Negatif duyguların daha çok yokluk yaratmasını önlemek

Negatif duyguların daha çok yokluk yaratmasını önlemek için yapabileceğiniz iki şey var.
1 – Öncelikle, yukarıda bahsedilen duygulara kapılmayı önlemek hayati öneme sahip. Kendinizi para konusunda endişeli, stresli hissetmeye başladığınız anda hemen odağınızı başka bir konuya kaydırın. Kendi kendinize konuşabilirsiniz işe yarayacaksa, örneğin şöyle birşey söyleyin, “Kontrol edemediğim bir konu hakkında endişelenmek mantıksız, o nedenle, kendimi iyi hissetmemi sağlayacak başka bir konuya odaklanacağım.” Daha sonra, alakasız başka konularla ilgilenin, ya da finansal durumunuzla ilgili daha iyi hissettirecek başka bir yol bulun.
2 – İkinci olarak finansal durumunuza yönelik daha olumlu duygular içine girmeye başlayın. Biraz hayal kurmanız gerekecek, daha fazla bolluğu hayatınıza çekmek için biraz pozitif duyguya sahip olmalısınız. Bunu yapmanın bir çok yolu var. En iyi çalışan yollardan biri de, kendi kendinize olumlu cümleler kurmak, “Her zaman ihtiyacım olan herşey için, gerekli olandan daha çok paraya sahibim” gibi bir cümle söyleyin. Bu cümleyi sürekli tekrarlayın, kendinizi daha güvenli ve finansal ihtiyaçlarınızın karşılanacağı konusunda mutlu hissedene kadar. Bu aynı zamanda, yeterli paranız olmadığı konusunda endişeye kapıldığınız anda yapabileceğiniz güzel bir şey. Hemen odağınızı değiştirin ve “Her zaman, ihtiyacım olan herşey için, gerekli olandan daha fazla paraya sahibim” deyin. (Bunu büyük bir güçle ve sesinizde ikna edici bir tonla söyleyin ve öyle olduğuna inanın.)
Duygularınızı her gün negatiften pozitife doğru kaydırmaya başladığınız zaman, finansal durumunuzdaki iyileşmeyi gözlemleyeceksiniz. Beklemediğiniz bir yerden çek alabilirsiniz, bonus alabilir, işte terfi edebilirsiniz, ya da beklemediğiniz hediyelerle karşılaşmaya başlayabilirsiniz.
Bunlar yöntemin çalıştığına dair önemli işaretlerdir. Negatif düşünceleri pozitifleriyle değiştirmeye sürekli devam edin, böylece hayatınızda iyi enerjinin akışını sağlamış olacaksınız, bu da büyük değişiklikleri beraberinde getirecek.

Çekim Yasası – Bolluğu Yaratma – 4. hata
Yokluğu artıran yıkıcı aktiviteler

Hayatınızda, yokluk ve mücadeleyi artıran bazı özel davranışlar ve alışkanlıklar olduğunu biliyor muydunuz? Örneğin, sahip olduğunuz paraya nasıl  davrandığınızı bir düşünün. Eğer para, hayatınızdaki bir insan olsaydı, kendini onurlandırılmış ve seviliyor mu hissederdi yoksa hakarete uğramış, görmezden gelinmiş, saygısızca davranılmış mı hissederdi? Hayatınıza daha çok para çekmek, paraya olan davranışınızla çok alakalı. Ona saygı göstermeli, kibar olmalı, sevgiyle yaklaşmalısınız. Peki cansız bir objeye neden saygı göstermelisiniz? Çünkü para aslında cansız, ruhsuz bir obje değil. O bir enerji, bunu hatırlayın. Ve daha da önemlisi, o sizin enerjinizin bir yansıması. Bu demektir ki, o sizin bir parçanız ve kendi başına bir hayatı ve zekası var. Para söz konusu olduğunda, aşağıdaki davranışlardan kaçınmak hayati öneme sahip:

Aşırı harcama
Aşırı borçlanma
Paranın önemine aldırmama
Tasarruf planı yapmama
Finansal organizasyonsuzluk
Kötü planlama

Gördüğünüz gibi sorun aslında paraya sahip olmamanız değil. Gerçek sorun şu ki, paranızı, daha fazla para çekecek şekilde idare etmiyorsunuz.

Çekim Yasası – Zengin düşünün – Ders 4
Paraya saygı duyun O da sizi sevecektir

1 – En kısa zamanda bir tasarruf planı oluşturunHaftada 1 lira ya da 2 lira hiç farketmez, ama mutlaka acilen para biriktirmeye başlayın. Bu paraya asla herhangi bir nedenle dokunmayın. Bu basamak çok önemli çünkü bu davranış sizi, ‘paranızın olduğu’ bilinç haline sokar, biriktirdiğiniz para çok az da olsa. Bunu yapmayı ne kadar sürdürürseniz, kendinizi daha varlıklı hissedeceksiniz, çünkü sınırda yaşamadığınızı bileceksiniz.

2 – Hayatınıza değer katmayan şeylere para harcamayı bırakın

Bir kutu dolusu sahip olduğunuz halde, o yeni cüzdana ihtiyacınız var mı gerçekten? Daha çok toz yapacağını bildiğiniz ve çok kısa sürede sıkılacağınız halde o oyuncakları gerçekten istiyor musunuz? Bütün bunların yerine, bir birey olarak gelişiminize destek olacak ürünleri satın alın. Bilginizi artırmak için kitap alın. İşinizle ilgili kurslara ya da kariyerinizi geliştireceğiniz programlara harcayın. Daha da iyisi, paranızın çalışarak size geri döneceği yatırım planlarını değerlendirin.
Eğlenceli şeyleri yine de satın alabilirsiniz ancak bunu yaparken, ne aldığınız ve ne kadar sıklıkta aldığınız konusunda hassas olun.

3 – Organize olabilmek

Eğer alacak verecek defterinizi uzun zamandır dengeleyemediyseniz, ya da ne kadar borcunuz olduğu hakkında bir fikriniz yoksa, borçlarınızı ödemek konusunda bir plan yapın. Bu egzersizin amacı, sizin kötü hissetmenizi sağlamak değil, lakin bunu yaparak, finansal durumunuzun sorumluluğunu alacaksınız. Emin olun, şu andaki pozisyonunuzu anladığınızda ve daha iyiye gitmek konusunda plan yaptığınızda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
Her şeyi bir anda yapmak zorunda değilsiniz, ufak adımlarla başlamak da iyidir. Ama bu adımları her gün düzenli olarak atarsanız, bunlar iyi yönde birikmeye ve büyük değişiklikleri çekmeye başlayacaktır.

Çekim Yasası – Bolluğu yaratmakla ilgili 5. hata
En kötüsünü görmek, beklemek ve inanmak

Şu ana kadar hayatınızda nasıl yoksunluk duygusunu yarattığınız ve bunu daha da kötüye dönüştüren alışkanlarınız ve eylemlerinizin neler olduğu konusunda sağlam bir anlayışa sahip olduğunuz kanaatindeyiz. Para konusundaki diğer zararlı alışkanlık ise devamlı suretle en kötüsünü beklemek, en kötüsünün olacağına inanmak ve her şeyi böyle görmektir.  Ne kadar sık kendinizi finansal durumunuz hakkında dehşete kapılmış bir halde buluyorsunuz? Örneğin işinizi ya da evinizi kaybetme olasılığı üstünde duruyor musunuz? Ekonominin daha da kötüye gideceğini, bu durumun sizi ve ailenizi felakete sürükleyeceğini düşünüyor musunuz? Kendinizi şöyle ifadeler kullanırken buluyor musunuz: “ İşler daha iyiye gitmeden evvel mutlaka kötüye gidecektir!”.  Böyle düşündüğünüz her seferinde bu düşüncelere müthiş bir güç veriyorsunuz ve gerçekleşmeleri ihtimalini iyice artırıyorsunuz.

Çekim Yasası – Zengin Düşün – 5. Ders
En iyisini görmek, inanmak ve beklemek

İster inanın ister inanmayın, her durumda en iyisini görmek, inanmak ve beklemek kötü bir şey olacak diye dertlenmek kadar kolaydır. Negatif zihin durumunuzu yıllardır sabitlediyseniz, bunun için biraz bilinçli efor sarfetmeniz gerekiyor. Bu negatif zihin durumunuzu bolluk zihnine dönüştürebilmeniz için şu adımları öneriyoruz:

1-  Bütün dikkatinizi ve enerjinizi bolluğa verin.

Yoksunluk duygusuna enerji ve duygu yoğunluğu katmaktan uzak durmanız gerektiğini hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi sahip olduğunuz tüm enerji ve duyguyu bolluğa vermeye başlayın! Nasıl mı? Sizi sarmalayan bolluğun daima farkına varın. Evinize ve evinizin içindeki güzelliklere odaklanın ve ne kadar varlıklı olduğunuzu düşünün. Sahip olduklarınız için şükredin ve daha fazlasının gelmekte olduğunu bilin. Dünyadaki bolluğun ve bereketin farkında olun. Doğanın kendiliğinden nasıl gelişip serpildiğini gözlemleyin. Mağazalardaki raflarda alabileceğiniz her şeyin bol bol olduğunu fark edin. Eğer gözlerinizi dikkatle açıp bakarsanız, bolluğun her yerde olduğunu fark edeceksiniz!

2- Hayal edebileceğinizden çok daha fazlasına sahip olabileceğinize yürekten inanın.

Muhtemelen finansal durumunuz hakkında çok sınırlayıcı düşünceleriniz var. Bir işten para kazanıyorsunuz fakat paranın gelmesi için başka hiçbir yol düşünemiyorsunuz. Her gün şu gerçeği kabul edin ki evren size para göndermek için SINIRSIZ bir potansiyele sahiptir. İstediğiniz bir miktar para hakkında yoğunlaşın ve bunu yakın gelecekte hayatınıza gireceğine kendinizi inandırın. NASILgeleceği konusunda endişelenmeyin. Hayatınıza girmek için mutlaka bir yol bulacağına inanın.

3- Almayı bekleyin.

Beklentileriniz çok güçlüdür! Eğer sınırlı bir miktarda para beklerseniz alacağınız odur! Bunun yerine, değişik kaynaklardan daha fazla paranın gelmesini bekleyin. Her gün – Bugün çok güzel şeyler olmasını bekliyorum– demeyi ihmal etmeyin. Para, başarı ve bolluk bana her şekilde çabasızca ve hızla geliyor! Ve iyi fırsatların farkına varın, geldikleri zaman hemen yakalayın. Dikkatinizi yoksunluktan bolluğa kaydırmanın ne kadar kolay olduğunu görüyor musunuz? Tüm mesele, neye odaklanmayı seçtiğiniz ve duygusal enerjinizi hangi kanala aktardığınızla ilgilidir.

Çekim Yasası – Bolluğu yaratmakla ilgili 6. hata
Durgunluğu ve Mücadeleyi artıran eylemler

Bazen insanlar kendilerini zor bir durumun içinde bulunca, yargılama yetileri azalır, hayatlarına kargaşa hakim olur ve sonunda durumu daha da kötüye götüren şeyler yapmaya başlarlar. Mesela, hiç kendinizi bir problem içinde çok bunalmış hissedip ne yapacağınızı bilemediğiniz bir durumda buldunuz mu? Ve hiçbir şey yapmayıp problemin iyice kontrolden çıktığını fark ettiniz mi? Ya da paniğe kapılıp aceleyle bir şeyler yapıp sonradan pişman olduğunuz oldu mu? Yokluk ve mücadele zihni ile hareket ettiğiniz zaman, durumu daha iyiye götüreceğinize dair bir umut taşımazsınız çünkü sorunları yaratan enerjiye hapsolmuş durumdasınızdır. Kalıcı değişiklik yapabilmek için zihinsel, fiziksel ve duygusal olarak davranışlarınızı gün be gün değiştirmeniz gerekmektedir.

Çekim Yasası – Zengin Düşün – Ders 6
Sevinç ve Güvenle Hareket Etmek

Durgunluğu ve mücadeleyi daha kötüye götüren eylemler olduğu gibi, bazı eylemler de güçlü ve pozitif bir enerjinin hayatınıza yayılmasına ve her şeyi kolayca dönüştürmesine sebep olur. 3 güçlü eylem sırasıyla şunlardır:

1- Sevdiğiniz şeyi yapın.

Kendinizi iyi hissederek geçirdiğiniz zamanlar artıkça, hayatınızın yaratımına daha fazla pozitif duygu katmış olursunuz. Bu hem finansal durumunuz hem de hayatınızın diğer alanları için de geçerlidir. Her gün sevdiğiniz şeyleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Bu ilham veren kitaplar okumaktan, arkadaşlar ve aileyle nitelikli vakit geçirmeye kadar pek çok şeyi kapsayabilir. İsterseniz kişisel bakımınızla ilgilenmeyi en öncelikli işiniz haline de getirebilirsiniz. Bu sizi mutlu ediyorsa, rahatlamış ve hafiflemiş hissediyorsanız mümkün olduğu kadar sık yapın!

2- Bolluğun hayatınıza girmesi için kapıları açın.

Evrenin size daha çok para göndermesi için her şeyi yapıyor musunuz? Yoksa eyleme geçmeyi reddederek bolluğun girmesine engel mi oluyorsunuz? Evren sizin bolluğunuzu artırmak için pek çok yol bulacaktır fakat siz eyleme geçip iyi fırsatları davet ederseniz evrenin işi daha da kolaylaşır. Bazı eylemler şunlar olabilir; daha iyi bir iş başvurusunda bulunmak, bir piyango bileti almak, başarılı insanlardan örülü bir ağ kurmak, yeteneklerinizi dünya ile paylaşmak, ya da bolluğu hayatınıza çekecek herhangi bir başka eylem… En önemlisi bunları yaparken sınırlayıcı beklentiler içinde olmamanız. Bütün eylemleri eğlenerek ve keyif alarak yapmanız gerekiyor. Zaten yapmaktan keyif aldığınız için yapın, ille de size bir dönüşü olacak diye herhangi bir beklenti içine girmeden… Bunu yaptığınız zaman, harika şeylerin hayatınıza girmesine izin vermiş olacaksınız- bunun içinde para ya da bolluk değişik şekillerde gelebilir.
3- Nasıl olacağı hakkında endişelenmeyin.
Her şeyi kendiniz planlamaya çok alışık olduğunuz için bolluğun size nasıl geleceğini düşünmeden edemeyebilirsiniz. Fakat yine de paranın nasıl geleceği konusunda beyin fırtınası yapmanızı ya da takıntılı bir şekilde para konusunu düşünmenizi hiç tavsiye etmeyiz. Bunun yerine bırakın evren bu konuyu kendi yolunda halletsin. Önce ne kadar para istediğinizi belirleyin sonra da evrenden size en iyi fırsatları getirmesini isteyin. Böylelikle çok daha iyi fırsatları kendinize çekeceksiniz ve bu durumdan daha büyük bir keyif alacaksınız! Bu üç yöntem çok basit gibi görünebilir ama çok güçlüdürler. Çünkü evrene sizin bolluk için hazır olduğunuz, istekli ve açık olduğunuz konusunda çok güçlü bir mesaj verirler.

Çekim Yasası – Bolluğu yaratmakla ilgili 7. hata
Devamlı olarak aynı negatif durumları yaşamak

Şu ana kadar gördüğünüz gibi, finansal durumunuzu değiştirmek için öncelikle para ve bolluk hakkındaki düşüncelerinizi değiştirmeniz gerekiyor. Sadece finansal durumunuz hakkında daha pozitif düşünmek ve hissetmek de yeterli değil; bütün hayatınızı algılama tarzınızı değiştirmeye başlamalısınız. Şu anda kendi algılamanıza uygun spesifik bir gerçeklik içinde yaşıyorsunuz. İstediğiniz kadar paranız olmadığını düşünebilirsiniz; işinizi yakında kaybedeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz; finansal durumunuzu geliştirmek için pek fazla fırsatınız olmadığına inanıyor olabilirsiniz. Şunu anlamanız çok önemli ki, tüm bunlar sizin gerçeği algılama biçimizin bir parçasıdır. Başka bir deyişle, bu gerçekleri siz yarattınız. Peki zihin durumunuzu değiştirerek algılamanızı değiştirebilir misiniz? Kesinlikle evet!
Çekim Yasası – Zengin Düşün – Ders 7
Yeni, bereketli bir varoluş

Eğer istediğiniz tüm paraya sahip olsaydınız nasıl düşünür, nasıl hisseder ve nasıl davranırdınız? Eğer başarılı, mutlu ve doyumlu bir hayat sürdürüyor olsaydınız nasıl düşünür ve nasıl davranırdınız? Herhalde şu anda düşündüğünüz, hissettiğiniz ve davrandığınız gibi değil, çok daha farklı davranırdınız. O halde sanki şu anda istediğiniz her şeye sahipmişsiniz gibi düşünmeye, hissetmeye ve davranmaya başlayın! Bu yeni realitede sizi tarif eden yeni kelimelerin bir listesini yapın. İşte başlangıç için birkaç örnek:
*Mutlu
*Güvenli
*Varlıklı
*Memnun
*Kendinden emin
*Doygun
*Tutkulu
*Canlı
*Neşeli
*Minnettar
*Rahat
*Barışçıl

Bu listeyi her an elinizin altında bulundurun ve şu andan itibaren sürekli böyle düşünmeye, hissetmeye ve davranmaya başlayın. İlk başlarda kendinizi tuhaf hissedebilirsiniz, sanki bir oyunda rol yapıyormuş gibi ya da kendinize yalan söylüyormuş gibi. Bu gayet normaldir çünkü şu anki imajınız yaratmak istediğiniz yeni imajdan oldukça farklı. Siz bu çalışmayı daha sık yaptıkça, kendinizi daha rahat hissedeceksiniz ve eninde sonunda fiziksel şartlarınız da bu yönde değişmeye başlayacak.

Hayatınızı şimdi değiştirme gücünüz var!

Bu raporu okumak eminiz ki size hayatınız hakkında ve hayatınızı nasıl değiştireceğiniz hakkında önemli ipuçları vermiştir.  Şu an sahip olduğunuz koşullar tesadüfen oluşmadı, onlar sizin düşüncelerinizin, duygularınızın ve eylemlerinizin bir ürünü. Bu ilk başta hayal kırıklığı yaratabilir ancak güzel haber şu ki, yoksunluk ve mücadeleyi yarattığınız gibi yeni bilgilerinizi kullanarak bolluk ve neşe de yaratabilirsiniz!

alıntıdır

Huzurlu Kalp-Meditasyon



Şiva dedi ki: Herhangi bir pozisyonda, koltuk altlarının arasındaki alana yavaş yavaş büyük bir huzur yayılır.



Çok basit bir yöntemdir, ama mucizevi biçimde işler- deneyin bunu. Herkes deneyebilir bunu, tehlikesi yoktur. Rahat bir pozisyonda; birinci unsur gevşek bir pozisyonda olmaktır -rahatça, size nasıl rahat gelirse. O halde belli bir duruşu veya asana’yı denemeyin. Buda, özel bir pozisyonda oturur. Onun için rahattır bu. Bir süre uygularsanız sizin içinde rahat hale gelebilir;…….OSHO

Bir süre uygularsanız sizin içinde rahat hale gelebilir; ama en başta sizin için kolay olmayacaktır. Hemen şimdi, size rahat gelen herhangi bir duruşa geçin. Duruşla çaba harcamayın. Rahat bir iskemleye oturup gevşeyebilirsiniz. Yanlızca bedeniniz gevşek bir durumda olmalıdır.

Sadece yumun gözlerinizi ve tüm bedeninizi baştan aşağıya duyumsayın. Belirli bir gerilim olup olmadığına bakmak üzere bacaklarınızdan başlayın. Bir yerinizde belirli bir gerilim hissederseniz, bir şey yapın: Onu biraz daha gerginleştirin. Bacakta, sağ bacakta bir gerilim hissediyorsanız, bu gerilimi mümkün olduğunca yoğunlaştırın o zaman. Doruğa çıkarın onu ve birden gevşetin; böylece gevşemenin oraya nasıl yerleştiğini hissedebilirsiniz. Sonra, bir yerde belirli bir gerilim olup olmadığını bularak tüm bedenin üzerinde dolaşın. Gerilimi nerede bulursanız çoğaltın; çünkü, yoğun olduğu zaman onu gevşetmek kolaydır. Tam yarı düzeyde çok daha zordur bu; zira onu duyumsayamazsınız.

Bir uçtan öteki uca hareket etmek kolay, çok kolaydır; çünkü en son uç, ötekine hareket durumu yaratır. Şu halde yüzde belirli bir gerilim hissederseniz, tüm yüz kaslarınızı mümkün olduğunca gerin, gerilim yaratın ve bunu doruğa çıkarın. Daha fazlasının artık mümkün olmadığı bir noktaya götürün onu- o zaman aniden gevşetin. Böylece, bedenin tüm bölümlerinin, tüm eklemli uzuvlarınızın gevşediğini görün.

Yüz kaslarınızla özellikle meşgul olun; çünkü, bunlar gerilimlerin yüzde doksanını taşırlar- bedenin geri kalan yerlerindeki gerilim yalnız yüzde ondur- çünkü gerilimlerimizin hepsi akıldadır ve yüz depolama işlevi yapar. O halde yüzünüzü mümkün olduğunca kasın; utanmayın bundan. Onu yoğun biçimde kaygı, tedirginlik haline sokun- sonra da birden gevşetin. Beş dakika boyunca yapın bunu; böylece, şimdi tüm bedenin, her eklemli uzvun gevşediğini hissedebilirsiniz.

Bunu yatağa uzanarak ve oturarak da yapabilirsiniz- size hangisi kolay gelirse.

İkinci husus: Bedenin rahat bir duruşa geçtiğini duyumsadığınız zaman, fazlaca abartmayın bunu. Sadece bedenin gevşediğini duyumsayın, sonra da bedeni unutun. Çünkü aslında bedeni hatırlama, bir tür gerilimdir. Böylece, onu fazlaca abartmayın dememin nedeni budur. Bedeni gevşetin ve unutun onu. Unutma gevşemedir; zira, ne zaman çok fazla hatırlarsanız, bu aşırı hatırlama bedene bir gerginlik getirir.

O halde yumun gözlerinizi, iki koltuk altı arasındaki alanı duyumsayın sadece: Kalp alanını, göğsünüzü. Önce onu duyumsayın, tam iki koltuk altı arasını, bütün dikkatinizi, bütün farkındalığınızı oraya toplayın. İki koltuk altı arasındaki kalp alanı, göğsünüz dışında tüm bedeni unutup, bu bölgenin büyük bir huzurla dolduğunu hissedin.

Beden gevşediği anda, kalbinizde huzur kendiliğinden meydana gelir. Kalp sessiz, gevşemiş ahenkli bir hal alır. Tüm bedeni unuttuğunuz ve dikkatinizi sadece göğse çevirdiğiniz zaman, onun huzurla dolduğunu bilinçli olarak hissedin, derhal daha fazla huzur meydan gelecektir.

Bedende iki alan, özel duyguların bilinçli olarak yaratılabildiği belli merkezler vardır. İki koltuk altının arası kalbin merkezidir; ne zaman meydana gelirse, sizde meydana gelen tüm huzurun kaynağı kalbin merkezidir. Ne zaman huzurlu olursanız, huzur kalpten geliyordur. Huzuru kalp yayar. Bu nedenledir ki dünya üzerinde sınıf, din, ülke, kültürlü ya da kültürsüz ayrımı olmaksızın, her ırktan insanlar bunu hisseder: sevginin kalpten kaynaklandığını. Bilimsel hiçbir açıklaması yoktur bunun.

Böylece, ne zaman sevgiyi düşünseniz, kalbi düşünürsünüz. Gerçekten de, ne zaman aşık olsanız gevşersiniz ve gevşediğinizde belirli bir huzurla dolarsınız. Bu sevgi kalpten gelir. Huzur ve sevgi birleşmiştir, bağdaşmıştır. Ne zaman aşık olsanız, huzur içindesinizdir; aşık olmadığınız zamanlarda da huzurunuz kaçar. Huzur sayesinde kalp sevgiyle birleşir.

Şu halde iki şey yapabilirsiniz. Sevgiyi arayabilirsiniz, bazen huzur duyacaksınız o zaman. Ama yol tehlikelidir, çünkü sevdiğiniz öteki kişi sizden daha önemli olmuş hale gelebilir. Öteki ötekidir; bir bakıma bağımlı oluyorsunuz. O halde sevgi size huzur verecektir, ama her zaman değil. Orada birçok sıkıntı, birçok keder ve tedirginlik anı olacaktır; zira, işin içine öteki kişi girmiştir ve ne zaman öteki kişi girse bazı sıkıntılar zorunlu olur. Çünkü öteki kişiyle sadece yüzeyde buluşabilirsiniz; yüzeyse altüst edilebilecektir. Sadece bazı zamanlarda- her ikiniz de, hiç çekişmesiz derin sevgi duyacağınız zaman- rahatlamış olacaksınız ve kalp huzurla şevklenecektir.

Şu halde, sevgi size ancak huzurun anlık görüntülerini verir; ama, asla gerçekte huzur içinde hiçbir yerleşim, hiçbir kök salma olanağı veremez. Onun aracılığıyla sonsuz huzur mümkün değildir; sadece anlık görüntüler mümkündür. İki anlık görüntü arasındaysa çatışma, şiddet, nefret ve öfkenin derin vadileri olacaktır.

Diğer yol, huzuru sevgi aracılığıyla değil, doğrudan doğruya bulmaktır. Huzuru doğrudan bulabilirseniz- yöntem budur- yaşamınız sevgiyle dolacaktır. Ama, şimdi sevginin niteliği farklı olacak. Sahiplenen bir sevgi olmayacak, bir kişi üzerinde odaklanmayacak. Bağımlı olmayacak, kimseyi size bağımlı kılmayacak. Sevginiz, sadece bir sevecenlik, bir merhamet, derin bir tutku halini alacak.

Artık hiç kimse, bir sevgili bile sizi rahatsız edemez; zira, huzurunuz şimdiden kök salmıştır, sevginiz bir gölge gibi içsel huzurunuzdan gelmektedir. Tüm olay tersine dönmüştür. Buda da seviyor; ama onun sevgisi büyük bir ıstırap değildir. Severseniz acı çekeceksiniz, sevmezseniz acı çekeceksiniz. Sevmezseniz yokluktan acı duyarsınız; severseniz aşkın varlığından acı duyarsınız. Yüzeydeniz ve yaptıklarınız size anlık doyumlar verebilir sadece; sonra da yeniden karanlık vadiyi.

Kalp, doğallıkla huzurun kaynağıdır; hiçbir şey yaratmıyorsunuz böylece. Her zaman orada olan bir kaynağa geliyorsunuz yalnızca. Bu hayal gücü huzuru yaratmayacak, kalbin huzurla dolu olduğunun farkında olmanıza yardım edecek. Tantra tutumu ile Batı’daki hipnotizma arasındaki fark budur: Hipnotizmacılar bunu sizin hayal gücünüzle yarattığınızı düşünürler; tantra bunu sizin yaratmadığınızı düşünür- hayal gücü sayesinde orada zaten bulunan bir şeye alışmış hale gelmişsinizdir. Hayal gücüyle yarattığınız herhangi bir şey sürekli olamaz. Gerçek değilse sahtedir, gerçek dışıdır; bir halüsinasyon yaratıyorsunuzdur o zaman.

Şunu deneyin: Ne zaman iki koltuk altı arasındaki huzurla dolduğunuzu, huzurun kalp merkezinize yayıldığını duyumsama yeteneğinde olursanız, dünya aldatıcı görünecektir. Dünya aldatıcı hissi verip, öyle göründüğü zaman, bu meditasyona girdiğinizin işaretidir. Dünyanın aldatıcı olduğunu düşünmeyin; düşünmeye gerek yok- duyumsayacaksınız bunu. Ansızın aklınıza şu gelecek “Dünyaya ne oldu?”. Dünya birdenbire hülyalı, rüya gibi bir varoluşa erişti. Orada sadece perdedeki bir sinema filmi gibidir dünya. Gerçek gibi görünür; üç boyutlu bile olabilir- sadece aksettirilmiş bir şey gibi görünür. Dünya aksettirilmiş bir şey değildir, gerçekdışı da değildir aslında- hayır. Dünya gerçektir, ama siz mesafe yaratıyorsunuz; mesafe isse gitgide büyüyor, daha büyüyor. Dünya hakkında ne hissettiğinizi bilerek, mesafenin büyüyüp büyümediğini anlayabilirsiniz. Bu nedenle bu ölçüttür. Bu gerçeklik değildir- dünyanın gerçekdışı oluşu- meditasyona ait bir ölçüttür. Dünya gerçekdışı olsaydı, varlığın içinde odaklanmış olurdunuz. Yüzey ve siz pek uzaklaştınız şimdi; yüzeye nesnel bir şey, sizden başka bir şey gibi bakabiliyorsunuz. Özdeşleşmiyorsunuz.

Bu teknik çok basittir; bunu denerseniz pek fazla zamanınızı almayacaktır. Hatta bazen daha ilk çabada bu teknikle onun güzelliğini ve mucizesini duyumsayacaksınız. O halde deneyin bu tekniği. Ama, ilk çabada duyumsamıyorsanız bile hayal kırıklığına uğramayın. Bekleyin ve bunu yapmayı sürdürün. O kadar kolaydır ki, her zaman yapabilirsiniz. Gece yatağınızda yatarken yapabilirsiniz; sabahları tam uyandığınızı hissederken yapabilirsiniz. Önce bunu yapın ve sonra kalkın; on dakika bile yeter, ya da gece tam uykuya dalmadan önce on dakika. Dünyayı gerçekdışı yapın, uykunuz pek derin olacaktır -şimdiye kadar hiç böyle uyumamış olabilirsiniz. Dünya tam uykuya dalmadan önce gerçekdışı olursa, rüyalar daha az olacaktır; zira, dünya rüya haline geldiyse, rüyalar devam edemez. Eğer dünya gerçekdışıysa, tamamiyle gevşersiniz, aksi halde dünyanın gerçeği sizde çarparak, şiddetle vurarak sürer.

Bildiğim kadarıyla, bu teknik -onu uykusuzluktan rahatsız olan çok sayıda kişiye tavsiye ettim- son derece yardımcı olur. Dünya gerçekdışı olursa, gerilim dağılır. Sınırdan uzaklaşabilirseniz, çoktan derin bir uyku durumuna doğru yola çıkmışsınızdır -uyku gelmeden önce zaten onun derinliğindesiniz. O zaman sabahleyin güzeldir bu; çünkü, pek tazesiniz, pek gençsinizdir, tüm enerji titreşip tam o sırada merkezden çembere geri gelmektedir.

Artık uyku bitip de, uyanık hale geldiğiniz anda hemen gözlerinizi açmayın. Önce şunu yapın: Bütün geceden sonra beden tazelik ve canlılık hissederek gevşedi; bu yüzden on dakika için bu deneyi yapın, sonra gözlerinizi açın. Gevşeyin. Zaten gevşiyorsunuz; fazla zamanınızı almayacak. Yalnızca gevşeyin. Bilincinizi kalbe, iki koltuk altının arasına getirin. On dakika boyunca huzur içinde kalın, sonra da gözlerinizi açın. Dünya tamamiyle farklı görünecek; çünkü, huzur gözlerinizden de yayılacaktır. Bütün gün farklı duygular taşıyacaksınız -sadece farklı duygular taşımakla kalmayıp, insanların size karşı farklı davrandıklarını duyumsayacaksınız.

Her ilişkiye bir şey katabilirsiniz. Eğer katkınız bulunmazsa, insanlar farklı biçimlerde davranırlar; zira, sizin değişik bir kişi olduğunuzu hissederler. Farkında olmayabilirler de. Ama, siz huzur dolu olduğunuz zaman, herkes size farklı davranacaktır. Daha sevecen ve daha kibar, daha az dik başlı, daha açık, daha yakın olacaklardır. Orada çekim vardır. Huzur çekimdir. Huzurlu olduğunuz zaman, insanlar size daha yakınlaşır; rahatsız olduğunuz zaman herkes sizi reddeder. Bu öyle fiziksel bir olgudur ki, kolayca gözlemleyebilirsiniz. Ne zaman huzur içinde olursanız, herkesin yakınınıza gelmek istediğini hissedeceksiniz; zira, bu huzur yayılır, çevrenizde bir titreşim halini alır. Huzur halkaları çevrenizde hareket eder; kim yakına gelirse, size daha yakın olma duygusu taşır -aynı bir ağaç gölgesi gibi; gölgede hareket etme ve orada dinlenme fikrine kapılırsınız.

OSHO

Meditasyon “İlk ve Son Özgürlük”