Booking.com

Özgüveniniz mi eksik ? Kazanmanın 10 Pratik Yolu


İlgili resim
Hayattaki en önemli şey nasıl hissettiğiniz ve kendiniz için ne düşündüğünüz olsa gerek.
Kendinizin farkına varmanız, kim olduğunuzu ve ne yapmak istediğinizi bilmeniz ve tabi ki kendinizi sevmeniz kişisel özgüveninizi oluşturabilmeniz için önemlidir.
Özgüven kazanmak neden bu kadar önemli ?


İnsanın özgüven sahibi olması, kendini sevmesi ile başlar. Kendinizi severseniz hayat sizin için daha kolay bir hal alır. İç huzurunuzu sağlamanız daha kolaylaşır, böylelikle hayatın karşınıza çıkardığı zorluklara karşı daha sakin tepkiler verebilirsiniz. Böylelikle diğer insanların sizin hakkınızdaki düşüncelerini duymaya daha az ihtiyacınız olacaktır.
Özgüveniniz arttığı zaman, kendinizle daha bir barışık olacaksınız. Daha az kendinizle kavga edeceksiniz. Her zaman daha iyi olanı hak ettiğinizi düşünecek ve onların peşinden koşmak için çaba harcayacaksınız. Ve kesinlikle kendinizi daha mutlu hissedeceksiniz…

Peki özgüven kazanmak için neler yapmalısınız?


1. Kendini eleştirmekten vazgeç

Özgüven oluşturmaya başlarken ilk atacağınız adım kendinizi eleştirmekten vazgeçmek olsun. İç sesimizi susturmak her ne kadar zor da olsa bunun için çaba sarf etmemiz gerekmektedir.
Siz düşündüğünüzden daha fazlasısınız. Bu yüzden iç sesinizi susturun ve susturmanız için yapabileceğiniz şey ona “DUR” demektir. Ona dur deyin ve kendinizi daha yapıcı şeylere odaklamayı öğrenin.

2. Kendinizi motive etmeyi öğrenin

Kendinizi eleştiren bir halden artık kendini motive eden hale geçme zamanı!
Dış motivasyon genellikle ödülü kazanmak üzerine kuruludur ve anlamsız da olsa bir şeye ulaşma isteği verir. Dış motivasyonun tersine iç motivasyon kişinin düşünmesini ve daha yaratıcı bir şekilde durumu ele almasını sağlar. Araştırmalar bir amaca sahip olmanın bize iç motivasyon sağladığını gösteriyor. Bir amaca sahip olmak tutku kıvılcımını yaratıyor, ki bu da başarının yakıtı.Niyet belirlerken, kendimize bir yön, bir çerçeve oluşturmuş oluruz. Hem de görünmeyen güçleri harekete geçiririz. Çünkü niyet belirlemek bilinçaltımızı yeni modellerin ve yani seçimlerin farkına varmak üzere programlar. Ayrıca çekim yasasının sonucu olarak bizi o hedefe doğru çekmeye başlar.Kendinize belirleyeceğiniz hedefler ve bu hedeflere vardığınız da elde edeceğiniz ödüller belirlemeniz motivasyonunuzu arttıracaktır. Sevdiğinizle hayal ettiğiniz bir tatilin planını yapabilirsiniz ve bunun için çalışabilirsiniz. Böylelikle kendinizi çalışmak için motive etmiş olacaksınız.

3. Kendinizi takdir edin

Hepimiz beğenilmek, takdir edilmek, değer verilmek ve sevilmek isteriz. Bu son derece normal, insani bir ihtiyaçtır. Diğer yandan; bu ihtiyaçlarımızı tamamen dışarıdan karşılamaya kalkarsak bir süre sonra bir açıdan tamamen dışarı bağımlı hale geliriz. O veya bu nedenle beğenilmediğiniz, takdir edilmediğiniz bir dönemde kendinizi gayet kötü hissedebilirsiniz. Dolayısıyla herkes öncelikli olarak belli ölçülerde kendisini sevmeli, takdir etmeli ve onaylamalıdır. Bunu yaptığınızda dışarıdan gelen övgü ve iltifatlardan bağımsız olarak belli bir seviyeyi korursunuz.

Peki, bir insan kendisini nasıl beğenir, takdir eder ve onaylar?

Gün içinde fırsat bulduğunuzda geçmişte yapmış olduğunuz güzel şeyleri düşünmek ve/veya geceleri yatmadan önce o gün kendinizde takdir ettiğiniz davranışlarınızı not almak kesinlikle güzel bir başlangıç olacaktır.

4. Doğru olanı yapın

Kendiniz için en doğru olanın ne olduğunu düşünmeniz ve sizin için en doğru olanı seçmeniz her zaman özgüveninizi arttırmak için iyi bir yoldur.
Kendiniz için en doğru olanın ne olduğuna karar vermek her zaman kolay olmayabilir. Odaklanmanız ve sizin için en doğru olanı yapmanız, alacağınız olumlu sonuçlarla yaşayacağınız mutluluk özgüveninizi kazanmanızı sağlayacaktır.

5. Mükemmeliyetçi olmayın

Günlük yaşamınızda verdiğiniz kararlarda mükemmeli aramak, beklemediğiniz sonuçlarla karşı karşıya kaldığnızda sizin için yıkıcı olabilir. Bu durum öz güveninizi kaybetmenize sebep olacaktır. Bu yüzden kendiniz için yeterli olanın ne olduğuna karar vermelisiniz. Konular ya da durumlar değişebilir önemli olan sizin için neyin yeterli olduğunun farkına varabilmenizdir. Hayat hiç bir zaman filmlerdeki gibi değildir, bu yüzden beklentilerinizi düşürün ve sizin için neyin iyi olduğuna karar verin.

6. Hatalarınızla ve başarısızlıklarınızla barışık olun

Her insanın hayatta hataları ve başarısızlıkları olmuştur. Bu gayet normaldir. Hatalarınızla barışık olmanız için öncelikle kendinizle iyi bir arkadaş olmanız gerekmektedir. Kendinizi yerden yere vurmaktan vazgeçin ve şu soruyu sorun: Böyle bir durumda arkadaşlarım veya ailem beni nasıl desteklerdi ? bu soruya vereceğiniz cevaplar sizin durumlara farklı bir bakış açısı ile bakmanızı sağlayacaktır.

7. İnsanlara karşı nazik olun

İnsanlara karşı nazik davranmanız bir süre sonra düşüncelerinizi de etkiler. Siz insanlara nasıl davranırsanız aynı şekilde de karşılığını alırsınız. Çünkü nezaket bulaşıcıdır. Gündelik hayatınızda bu durumu farkında olarak uygulayın. Mesela,
– Tanımadığınız birine yardım edin.
– Sizden sonra gelen için kapıyı tutun.
– Arabanızdayken birine yol verin.
Daha önce yapmadığınız şeyleri denemeye başladığınızda konfor alanınızın dışına çıktığınızı görecek ve kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

8. Yeni şeyler deneyin

Her sabah kalktığımızda yapmaya niyetlendiğimiz ancak yapamadığımız çok şey var. Google’da yazılım mühendisi olarak Matt Cutts’ın bizlere bir tavsiyesi var. Yapmak isteyip bir türlü harekete geçemediğiniz ne varsa bunu 30 günlüğüne denememizi istiyor. Aslında fikri oldukça basit. Hayatınıza her zaman katmak için çabaladığınız bir şeyi düşünün ve sonraki 30 gün boyunca onu deneyin. 30 gün, yeni bir alışkanlığı hayatınıza eklemek ya da çıkarmak için ideal bir zaman.
Matt Cutts 30 günlük birçok deneyim gerçekleştirmiş. Örneğin; bir ay boyunca her gün fotoğraf çekmek, bilgisayarda pinekleyen biriyken eğlence için işe bisikletle gidip gelmek ve Afrika’nın en yüksek dağı olan Klimanjaro’nun tepesinde yürümek. Tüm bu 30 günlük deneyimlerinin sonucunda ise fark ettiği şey; yaşadığı onca zamanın aksine, dolu dolu geçirdiği bu 30 günlük süreçler unutulmazdı. Üstelik istediği bir şeyi yaptığı için kendine olan güveni de artmıştı.

9. Hayatınızı başkalarının hayatları ile karşılaştırmayın
Kendi hayatınızı, başkalarının hayatları ile karşılaştırmak çoğu zaman iyi sonuçlar doğurmaz. Çünkü hiç bir zaman en iyi diye bir şey yoktur. Her zaman daha iyisi olacaktır.
O zaman karşılaştırmaktan vazgeçip, kendinize odaklanın. Sizin için iyi olanı düşünün. Kendinizi geliştirmek için hayatınızda ne gibi değişiklikler yapacağınıza karar verin. Böylelikle hem motivasyonunuz artacak hem de özgüven kazanacaksınız.

10. Sizi destekleyen insanlarla daha fazla zaman harcayın

Hayatta sizi aşağı çeken, olumsuz düşüncelere sahip ve sizi desteklemekten bihaber olan insanlardan uzak durun.Daha çok sizinle yakın düşünce yapısına sahip, sizi destekleyebilecek, pozitif düşünceye sahip, sizi yukarıya çekecek insanlar ile zaman geçirin.

Zamanınızı kendiniz için olumlu harcayın, kitap okuyun, müzik dinleyin, veya dans edin. Gün boyu TV karşısında pembe dizilerle zamanınızı boşa harcamayın. Öğrenin ve öğrendiklerinizi paylaşmaya hevesli olun. Hayatınız daha güzel bir hal alacak emin olun.

Sonuç olarak, bu yazıyı okuyarak değerli zamanınızdan bir kaç dakikayı harcadınız. Özgüvenimi nasıl kazanabilirim sorusunun cevabına aramıştınız ve kendinizi burada buldunuz. Buraya neden geldiğinizi hatırlayın ve bu basit yöntemler ile kendinize özgüven katın. Mutlu olun.

ALINTI

Ekip Çalışmasının 7 Önemli Özelliği

İlgili resim

Herkes bir takımın parçası olabilir ama etkili ekip çalışması üretkenliğe giden yolda anahtar görevi görmektedir. Bugün ekip çalışmasının önem kazandığı iş hayatında, liderliğin önemi daha da artmıştır. Bir şirketin başarılı olması, çalışanlarına gurur ve mutluluk vermesi, uzun dönemde kârlılığını sürdürmesi, rekabet ortamında varlığını sürdürmesi ekip çalışması ve ekibi etkin bir biçimde yönlendiren liderlerle mümkündür.
Ekip çalışmasına yatkın olan gruplar üzerinde yapılan araştırmaya göre, etkili ekip çalışmasına giden yolda bir kaç önemli faktör mevcuttur. Peki nedir bu faktörler ?

1. Güçlü bir ekip lideri belirleyin

Ekip liderinin güçlü olması ve bu liderin ekip üyelerine verimlilik esasına görev dağılımı yapması ekip çalışmasında hayati önem taşımaktadır. Ayrıca liderin karar alınması gerektiği zaman, inisiyatif alabilen birisi olması gerekmektedir. Kendi hedeflerinden çok takım hedeflerini düşünmelidir. Son olarak, yön gösteren ve takıma moral verecek kapasiteye sahip olması önemli bir husustur.

2. Sorumlulukları netleştirin

Takımın oluşturulduğu andan itibaren, ekibin üyesi olan herkesin teker teker sorumluluklarının belirlenmesi gerekmektedir. En baştan bütün parametreleri belirlemek daha sonrasında çıkacak çatışmaların önüne geçmek için en iyi yoldur. Ekip üyelerinin sorumluluklarını bilmesi ve buna göre hareket etmesi hem bireylerin hem de ekibin verimliliğini de arttıracaktır.

3. Ortak hedefler belirleyin

Takıma ait her bir bireyin farklı geçmişlere ve farklı özelliklere sahiptir. Takımın verilen göreve daha iyi odaklanması sağlamak için ortak hedef belirlemek önemlidir. Takım üyelerinin kişisel hedeflerinden ziyade takım hedeflerine odaklanmasını sağlamak daha iyi sonuçlar doğuracaktır.

4.Güven Ortamını Oluştur

Güvenin ne denli önemli olduğunu gündelik ilişkilerimizde, iş hayatımızda, evliliğimizde kısacası her koşulda görüyor ve yaşıyoruz. İş ortamında güven olmadığı zaman işbirliği yapılamaz; işbirliği olmayınca da iş yapılamaz. Sonuçlara yönelik olmak güven duygusunun temelini oluştur. Kırgınlık ve küskünlük yaşanmaz, geribildirimler yapıcı ve olumlu duygular yaratır. Bütünlük içinde davranmak “özü sözü bir olmak”tır. Çalışanların ahlak kurallarına uygun hareket etmelerini ve bir değer sistemine sahip olmalarını açıklar.
İlgi göstermek birlikte çalıştığı kişilerin ihtiyaçlarını anlamak ve ihtiyaçları karşılama gayreti içinde olmaktır. Birbirine ilgi gösteren çalışanların bulunduğu bir kurumda, çalışanların katkıları görünür ve takdir edilir. Ekip liderinin de, güven zeminini ve kurallarını kendi eylemleri ile ortaya koyması gerekir. Bir iş liderinden beklenen söylediğini yapan, yaptığını söyleyen bir kişi olmasıdır.

5. Açık iletişime teşvik edin

Ekip üyelerini fikirlerini paylaşma konusunda teşvik edici olmak takımın başarısı için önemlidir. Serbestçe düşüncelerini ifade edebileceğini hisseden ekip üyeleri hem daha çok katkı verebilir hem de yaratıcılığında artış olur. Hem ekip üyeleri arasında hem de ekip üyelerinin yöneticisiyle olan iletişiminde iki yönlülük önemlidir. Böylelikle herkes birbiriyle daha açık bir şekilde iletişim kurmuş olacaktır.

6. Ekip üyelerini motive et

Çalışma hayatı açısından motivasyon, kişilerin çalışmayı başlatmalarını, sürdürmelerini ve görevlerini istek ve coşkuyla yerine getirmelerini sağlar. Yapılan araştırmaların bazıları, amaçların belirlenmesine çalışanların dahil edilmesinin en güçlü motivasyon faktörü olduğunu işaret etmektedir. Dolayısıyla, kurum içinde verimi yükseltecek en önemli adım, çalışanların amaçların saptanmasının yanı sıra bazı kararlara katılmalarını sağlamak olabilir.Ekip liderinin sorumluluğu birlikte çalıştığı kişilere iç motivasyonlarını yüksek tutmaları gerektiğini ve bunun kendi sorumlulukları olduğunu hatırlatmaktır. Bu nedenle, liderin kendisi düşük motivasyonlu olmamalıdır.

7. Yardım etmeye istekli olun

Herkesin kendi sorumluluğu olmasına rağmen önemli olan takıma verilen görevin zamanında sonuca ulaştırılmasıdır. Bu yüzden kendi işinizi bitirdikten sonra ekibin diğer üyelerine yardımcı olmaya istekli olmalısınız.Sonuç olarak, bugün ekip çalışmasının önem kazandığı iş hayatında, liderliğin önemi daha da artmıştır. Bir şirketin başarılı olması, ç alışanlarına gurur ve mutluluk vermesi, uzun dönemde kârlılığını sürdürmesi, rekabet ortamında varlığını sürdürmesi ekip çalışması ve ekibi etkin bir biçimde yönlendiren liderlerle mümkündür. Ekip liderinin insanları yönetmesi için duygularını yönetmesi gerekir. Ancak kendinin farkında olan lider, başkalarını da anlayabilir ve yönlendirebilir ve böylelikle ekibinin etkin çalışmasını sağlar.

ALINTI

Kaliteli Yaşamın 38 Altın Kuralı !!!

ZİNDE İNSAN ile ilgili görsel sonucu

1. Çok su için.
2. Kahvaltıyı kral, öğle yemeğini prens ve akşam yemeğini de dilenci gibi yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. 3 E ile yaşayın -- Energy, Enthusiasm, and Empathy (enerji, heyecan ve duygu paylaşımı).
5. Meditasyon,REİKİ, yoga ve dua yapacak zaman yaratın.
6. Daha çok oyun oynayın.
7. 2018’de okuduğunuzdan daha fazla kitap okuyun .
8. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
9. 7 saat uyuyun.
10. Hergün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
  
KİŞİLİK:

11. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların seyahatinin ne hakkında olduğuna dair hiçbir fikrin yok.
12. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere veya şeylere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi olumlu şekilde şu an için harcayın.
13. Fazla abartmayın. Sınırlarınızı bilin.
14. Kendinizi çok ciddiye almayın.  
15. Kıymetli enerjini gevezelikle, dedikoduyla boşa harcamayın.
16. Uyanık iken daha fazla hayal kurun.
17. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. Zaten ihtiyacın olan herşeye sahipsin.
18. Geçmiş meseleleri unutun. Partnerinizin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
19. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
20. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
21. Senden başka hiç kimse senin mutluluğundan sorumlu değildir.
22. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
23. Daha fazla gülümseyin ve gülün.
24. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmamak için anlaşın.
  
SOSYAL YAŞANTI:
  
25. Ailenizi sık arayın.
26. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
27. Herkesi herşey için affedin.
28. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
29. Hergün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye “GÜNAYDIN” deyin.
30. Başkalarının senin hakkında ne düşündüğü seni ilgilendirmez.
31. Hasta olduğun zaman işin sana bakmamalı. Arkadaşların bakmalı. Onlarla temasta olun.
  
HAYAT:

32. Doğru şeyi yapın!
33. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan herşeyden uzak durun.
34. TANRI herşeyi iyileştirir.
35. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
36. Nasıl hissettiğinizin önemi yok, haydi kalkın, giyinin ve ortaya çıkın.
37. En iyisine henüz sıra gelmedi.
38. Sabah sağlıklı olarak uyandığınız zaman, bunun için TANRI'ya şükredin.


Bolluğun beş geleneği

bolluk ile ilgili görsel sonucu

Şimdi, bolluk içinde yaşamanızı sağlayacak beş basit öneri sunacağız. Bu beş basit fikri bir alışkanlık haline getirirseniz, bir bolluk geleneğini benimsemiş olursunuz.


1-Enerjinizi Merkezlendirin.

2-Bir Boşluk yaratın – Merlin’in Yasası

3-Evrensel Enerjiye karşı eylemleri kontrol edin.

4-Bolluk Tutumunu benimseyin.

5-Zarafetle Kabullenme Sanatını uygulayın.

Birinci Gelenek: Enerjinizi Merkezlendirin

Birincisi, kendi enerjinizi merkezlendirme yeteneğidir. Bu, doğal enerji akışına öykünür bir biçimde, önceliği kendinize verme sanatıdır. Kendi enerjinizi merkezlendirmek yaşamınızın birçok alanını etkileyen önemli bir derstir. Bu, kolayca, bencil olmakla karıştırılır, oysa arada gerçek bir fark vardır. Bencilce davranan biri kendini enerji akışının önüne yerleştirir ve diğer herkesi bundan yoksun bırakır. Enerjisini merkezlendiren biri ise çalışmasını sürdürecek daha fazla enerjiye sahip olabilmek için ilk önce kendini enerji akışının önüne yerleştirir.

Bu kavram çoğunuzun kafasını karıştırır, ancak bu bolluk yaratmakta kritik bir öneme sahiptir. Herhangi bir yaratıma başladığınızda, ilk enerji noktası bu yaratımın hangi algılama noktasından görüleceğini belirler. Size enerji akışının önüne önce kendinizi yerleştirmediğinizde, bu yaratım daha başından bozulur.

Tüm ticari Uçuşlarda, uçak kalkmadan önce uçuş ekibi güvenlik talimatlarını sunar. Oksijen maskelerinden de söz eder ve şöyle derler: “Eğer kabin basıncında ani bir değişiklik olursa oksijen maskeleri aşağı inecektir. Eğer küçük bir çocukla ya da yardıma muhtaç biriyle yolculuk ediyorsanız, lütfen önce kendi oksijen maskenizi takın.” Bu kendinize öncelik tanıma sanatını tasvir eder. Havayolları deneyim sonucunda bir kişinin ancak kendine öncelik tanıyorsa bir başkasına yardım edebileceğini öğrenmiştir. Eğer sizin kabınız boşsa bir başkasına yardım edemezsiniz. Bunu başkalarına yardım etmemeniz anlamında almayın, bizim söylediğimiz bu değil. Biz diyoruz ki, Yeni Dünya’nın yüksek titreşimlerinde fedakarlık, düşük titreşimlerde olduğu gibi işe yaramaz. Yeni Dünya’da, fedakarlık yoluyla bir armağan verildiğinde, o armağan birlikte fedakarlığın ağırlığını yansıtan bir enerji ipliği taşır. Dolayısıyla, armağanlar ancak isteyerek, koşulsuz ve fedakarlık içermeden verilebilir. Bu hem verenin hem de alanın yarar sağladığı bir durumdur. Kendinize öncelik vermeye cüret edin ve sonra gerçek bolluğu deneyimlemeye hazırlanın.

Bolluk alanında, bu önce kendinize ödeme yapmanız şeklinde uygulanır. Lütfen, bolluk eyleminin asgari olarak gerekenden fazlasını deneyimlemek olduğunu hatırlayın. Bir gelir elde ettiğiniz her seferinde kendiniz için bir şey yapın. Onu bir kenara ayırın ya da bir biçimde kendiniz için harcayın. Kendinize iyi davranma yeteneğiniz bolluk geleneklerini ne derecede benimseyebileceğinizi belirler.

İkinci Gelenek: Bir Boşluk Yaratın - Merlin’in Yasası

Bolluğu çekecek bir boşluk (vakum) yaratın. Bir boşluk paylaştığınız anda yaratılır. Enerji ancak hareket halindeyken enerjidir. Enerjinin akacağı bir yer yaratın, o zaman Evrensel Enerjinin yasaları harekete geçecektir. Bir boşluk yaratıldığında, Evrensel Enerji onu kendiliğinden dolduracaktır. Yaratılan boşluk tipi, yaratımın kendisini belirleyecektir. Kullanılabilecek iki temel boşluk tipi vardır:

Eterik Boşluk – On Kat Geri Döner

Herhangi bir armağan vermek zaman ve uzay eterlerinde (Tüm uzayı dolduran ve ışık dalgalarının da içinde hareket ettiği maddede) bir boşluk yaratır. Bu tip boşluk size büyüyerek geri döner. Bu on-kat büyüme sürecinin temelidir. Yürekten bir armağan verdiğinizde, o size on-kat geri döner. Seve seve, koşulsuz vermek benzer türde daha fazlasının size geri dönmesi için eterik bir boşluk açar. Lütfen, paranın bir enerji formu değil, bir enerji yansıması olduğunu hatırlayın. Dolayısıyla, para armağanları aslında bolluk armağanları olduklarında en iyi şekilde kullanılabilirler. Bolluğunuzu, onu paylaşarak kutlamanız, daha fazla bolluk için bir boşluk yaratacaktır. Aşar vergisinin (eskiden yerel kilisenin papasına yardım için ödenen yıllık kazancın onda birine eşit verginin) temeli budur. En yüksek hayra hizmet edeceğine inandığınız bir şeye vermek sizin kendi yaşamınızda enerjinin akacağı bir boşluk yaratabilir. Boşluk eterde yaratıldığından, onu doldurmak üzere geri dönen miktarın sınırı yoktur. Koşulsuz olarak verilen armağanlar size en az on-kat çoğalarak geri dönecektir. Eğer armağanda koşullar varsa ya da –daha önce sözü edilen fedakarlık gibi- herhangi bir enerji tükenişi varsa, daha az şey elde edilecektir.

Bolluğunuzu çevrenizdekilerle paylaşın, ya da bir fark yaratacağını hissettiğiniz bir amaca yardım edin. Ancak desteğinizle diğerlerinin yoksunluğa inanmalarına yol açmamaya dikkat edin. Eğer bolluğunuzu bir başkasıyla paylaşıyorsanız, onu enerjiyi alıp kendi boşluğunu ve akışını yaratmaktan sorumlu tutun. Eğer verdiğiniz armağan, alan kişide size bağımlılık oluşturursa, geri dönen enerji daha az olacaktır.

Fiziksel Boşluk – Bire Bir Geri Dönüş

Etkili biçimde bir boşluk yaratmanın birkaç yolu daha vardır. Fiziksel bir boşluk, fiziksel yer yaratma yoluyla oluşturulabilir.

Eğer daha fazla giysi tezahür ettirecekseniz, işe dolabınızda yer açarak başlayın. Eğer yeni bir araba tezahür ettirecekseniz, garajınızı temizleyin. Fiziksel dünyadaki eylemleriniz etkili sonuçlara yol açacak bir boşluk yaratabilir. Yaşamınızda yeni şeylerin girmesi için yer açmanız bolluk yaratmaya yarayacaktır. Fiziksel olarak yaratılan boşluğun size geri dönüşü asıl yaratıma daha özgü olacaktır. Bir başka deyişle, size geri dönüşü bire bir olacaktır.

Merlin’in Yasası – Eşitlik Sağlayıcısı

Fiziksel bir boşluk yaratırken, yaratım normal olarak bire bir geri döner. Ancak, yaratılan fiziksel boşluğun geri dönüş niteliklerini değiştirip arttırabilecek eylemler de vardır. Bu Merlin Yasasını uygularken bizzat bolluk eylemiyle yapılır.
Camelot günlerinde, Kral Arthur herkesin uyum içinde ve güçlenmiş olarak yaşayabileceği bir ülke yaratmayı hayal ediyordu. Bu Camelot devrinde kolay değildi, çünkü ortaçağ gerçekten çok karanlık bir devirdi. Aşılması gereken birçok engel vardı. Bunlardan biri, halkın inanç sistemini yaşamlarına bolluğu kabul edecek biçimde değiştirmekti. Arthur, birçok insanın yoksunluğa inandığını ve bunun değiştirilmesinin çok zor olduğunu görmüştü. O, ilk önce, insanların bolluğu daha kolayca deneyimleyebilmeleri için, onların kalplerini ve zihinlerini değiştirecek adetler ve yasalar yaratmaya başladı. Bu iyi kral eterik alemde herkes için bolluk yaratmanın mümkün olmadığını biliyordu. Bu yüzden, o bolluğu fiziksel alemde yasalar ve adetler yoluyla yaratmaya çalıştı. Arthur, yasaların ve adetlerin işe yaramadığını gördüğünde, bu onun en büyük düş kırıklıklarından biri oldu.
Bir süre sonra, Arthur sevgili dostu ve akıl hocası Merlin’e başvurup ona akıl danıştı. Arthur düş kırıklığını ifade ettiğinde, Merlin kıkır kıkır gündü. “Bu kadar komik olan ne?” diye sordu Arthur. Merlin ona şöyle karşılık verdi: “Sevgili Arthur, senin gayet iyi bildiğin gibi, eylemlerin kalbinin saflığını yansıttığı için sen o kayaya saplı kılıcı (Excalibur) kayadan çıkarabildin. Senin için bolluk yaratmış olan kendi eylemlerindir. Ancak, Camelot halkı için bolluk yaratmayı hedefleyen dürüst girişiminle, sen onları kendi eylemleriyle bolluğu deneyimleme fırsatından yoksun bıraktın. Bolluk sahip olunacak bir şey değil, bir yaşam biçimidir. Dolayısıyla, bolluk bir başkasına verilemez. İnsan onu ancak bolluğu ifade ederek kendi benliğinde yaratabilir.” İki adam uzun uzun konuştular ve bir süre sonra Merlin Arthur’a basit bir öneri sundu. Bu basit öneri bugün de hala kullanılmaktadır. Bu Camelot halkı arasında sevgiyle “Merlin’in Yasası” olarak tanınmıştır.
Merlin’in Yasası, basitçe, bolluğun ifade edilmesinin bolluğu yarattığını bildirir.
Verme-ucunda akışı başlatın ve onun çabucak alma ucuna yayılışını izleyin. Eğer ticari işlerinizde Başarılı olmak istiyorsanız, her ticari görüşmede pazarlık edilenden biraz daha fazla vermenin bir yolunu bulun. Pazarlık yapıldıktan sonra ve taraflar anlaştıktan sonra, ilk başta kabul ettiğinizden daha fazlasını vermenin bir yolunu bulun. Merlin’in Yasası bir enerji akışı yaratan bir olaylar dizisini başlatır. Siz Oyun-Alanı üzerinde bu uygulamayı birçok kez görmüşsünüzdür. Aşar vergisi Merlin’in Yasasının kullanımının bir örneğidir. Geçmişte sizin “fırıncının düzinesi” (on-üç) denen bir ifadeniz vardı. Bu uygulama kendi bolluğunun bir ifadesi olarak patronuna daha fazla ekmek vermek isteyen genç bir fırıncıyla başlamıştır. O, ekmek sandıklarına on-iki yerine on-üç ekmek koyardı. Sonunda bu adamın fırıncılık işi gelişti ve bolluk akışı da arttı.
Her pazarlıkta, pazarlık bittikten sonra, biraz daha fazla vermenin bir yolunu bulun. Merlin’in Yasası gerçek bolluğun uygulamasıdır, çünkü o bir insanın yaşamındaki fazlalığın ifadesidir. Bu gerçek bolluk fikrini alıp onu günlük yaşamınızda eyleme geçirmektir. Bu otomatik olarak bir boşluk yaratır ve bu boşluk aynı fazlalığı ve bolluğu sizin kendi realitenizde tezahür ettirir.

Üçüncü Gelenek: Evrensel Enerjiyi Onurlandırın.

Her şeye nüfuz eden bir Evrensel Enerji vardır. Bu tam bir boşluk içinde mevcut olan enerjidir. Tüm diğer enerjiler ortadan kaldırıldığında bile bu enerji varlığını sürdürür. Bu potansiyelin enerjisidir. Bu sizin Tanrı dediğiniz şeyin enerjisidir. Bu enerjinin amacı ve devinimi bütünleşmeyi içerir. Bu enerjinin tek bir amacı vardır: Evrensel Enerji, içinde yaşadığınız kutupluluk illüzyonunu(yanılsamasını) yaratmak için ayrılmış olanı yeniden birleştirir.
Beşinci boyutta, bu Evrensel Enerjiye direnen her şey direnmeyle karşılaşacak, ve onu destekleyen her şey destek görecektir. Başka hiçbir enerjinin bulunmadığı bu boşlukta, bütünleşme eylemini şu basit kural kolaylaştırır: Her bir aksiyon için eşit ve zıt bir reaksiyon vardır.
Bolluğun beş geleneğini günlük yaşamınıza uygularken, tüm eylemlerinizi Evrensel Enerji fonunun önünde görmeniz yararlı olur. Eylemleriniz bütünleşmeyi mi yoksa ayrılığı mı destekliyor? Yeni Dünya’nın yüksek titreşimlerinde, örgütlerinizde bile, örgütün eylemlerinin Evrensel Enerjiye uygun olmasını sağlamaktan sorumlu insanların yer aldığını göreceksiniz. Bunu bir birey olarak kendiniz için de yapın ve sonuçları gözlemleyin.

Dördüncü Gelenek: Bolluk Tutumunu Benimseyin.

Yaptığınız her işte bolluk tutumunu benimseyin. Mümkün olduğu her seferinde kendinizi bolluk içinde yaşamanın sağlıklı örnekleri olabilen kişilerle Kuşatın. Kendinize iyi davranın, çünkü böyle yaptığınızda realitenizi bolluk realitesi olarak tanımlıyor olursunuz. Sizin daha fazlasına erişmeye çalışarak, ya da sahip olduklarınız için şükrederek bolluğa kavuşabileceğinizi anlayın. Genelde daha fazlasına erişme eylemi bir bolluk illüzyonundan başka bir şey değildir, çünkü o zaman sahip olduğunuz maddi şeyler size sahip olmaya başlar. Daha fazlasına erişmek, kendi başına, bolluğu elde etmek değildir. Bolluk bir tutumdur ve bu tutumu şu anda bulunduğunuz yerde edinebilirsiniz. Daima ihtiyacınızdan daha fazlasına sahip olduğunuz tutumunu benimseyin, o zaman ne kadar çoğunu deneyimleyeceğinizi seçebilirsiniz.
Kutupluluk illüzyonu sizin birbirinizden ayrı olduğunuza inanmanıza yol açmıştır. Dolayısıyla, yoksunluk inancı ta başından beri Oyunu kaplamıştır. Yaygın yoksunluk inancı gerçek bolluğu kavramayı, ve dolayısıyla, deneyimlemeyi de zorlaştırır. Yoksunluğun temeli insanın görebildiği şeyin var olan tüm şey olduğuna inanmasıdır. Bu aynı sorun bazı bilim adamlarının niyetlerinin deneylerinin sonucunu değiştireceğinin anlamalarını engellemiştir. Sizin dışınızda hiçbir şeyin bulunmadığı inancı sizi 3.boyuta ait yoksunluk illüzyonuna bu kadar sıkı bir biçimde bağlayan kısıtlamadır.
Dünya ekonomistleriniz şimdi yoksunluğun bir illüzyon olduğunu fark ediyorlar. Dünya bolluk içinde olduğunda, herkes daha fazla bolluğa kavuşur, çünkü bolluk Evrensel Enerjiye öykünen bir akıştır. Bir masanın üzerinde beş madeni paranın bulunduğunu imgeleyin. Yoksunluk illüzyonu sizin eğer paralardan birini alırsanız, diğer insanlara sadece dört para kalacağına inanmanıza neden olur. Aslında, enerji hareket halindeyken çoğalır. Para sadece enerjinin bir yansıması olduğundan, o da hareket halindeyken çoğalır. Dünya ekonomistleriniz eğer masanın üzerinde dolaşan (elden ele geçen) beş madeni para varsa, bunun orada 12 madeni para varmış gibi aynı etkiyi yaptığını bilirler.
Yeni Dünya’nın yüksek boyutsal düzeyleri artık yoksunluk inancını desteklemeyecektir.

Beşinci Gelenek: Zarafetle Kabul Etme Sanatı

Bolluk sizi bulduğunda, o ancak akmasına izin verdiğiniz derecede size akacaktır. Bu Zarafetle Kabul Etme Sanatı ile ilgilidir. Çoğunuz enerjiyi dışarı göndererek akış yaratma konusunda iyi deneyimlisiniz, ama o enerji geri döndüğünde onu kabul etmekte zorlanırsınız. Şanslı olarak gördükleriniz, genelde, zarafetle kabul etme sanatında ustadırlar. İşe iltifatları ve küçük armağanları zarafetle kabul etmeyi öğrenerek başlayın. Zarafetle kabullenme uygulamasını yapın, o zaman armağanı veren kişiye geri vermiş olursunuz. Eğer siz yürekten verirseniz, ama armağanınız zarafetle kabul edilmezse, armağanın kendisi azalır. Gerçek armağan, verene aittir. Onu zarafetle kabul etmeyerek vereni bu armağandan yoksun bırakmayın.
Herhangi bir şey yolunuza çıktığında, onu kabullenecek en zarif yolu bulmaya çalışın. Armağanı verene geri döndürmenin yollarını bulun, o zaman enerji döngüsünü tamamlamış olursunuz.
Sattığınız mallara ya da hizmetlerinize bir değer biçerken zarafetle kabullenme sanatını dikkate alın. Enerji yasası insanların size sizin kendinize biçtiğinizden daha yüksek bir değer biçemeyeceklerini bildirir. Sonuçta, kendi değerinizi belirleyecek olan sizsiniz.Zarafetle kabullenme sanatını uygulayın ve her alanda yaşam kalitenizi arttırmaya cüret edin. Bu çok geçmeden bolluk içinde yaşama alışkanlığına dönüşür, ve o zaman Dünya üzerinde Cenneti yaratarak hayal ettiğinizden çok daha fazla kalbe erişmenin mümkün olduğunu görürsünüz.
Gözleriniz perdeliyken gerçek bolluğu kolayca hatırlayamazsınız. Bu perde Yuvayı hatırlamanızı engeller, çünkü eğer o buna neden olmasaydı, siz onu bir kenara itip Yuvaya geri dönerdiniz. Biz burada size Yuvanın titreşimlerini ve anılarını hatırlatmak üzere bulunuyoruz. Unutma perdesi sizin Yuvayı kısa anlar dışında görmenize izin vermeyecektir. Biz bu anlarda size hitap ederiz. Bakın, Cennetten daha büyük bir bolluk ifadesi yoktur. Eğer gerçekten perdenin o tarafında Yuvayı yaratacaksanız, o zaman her yaratımınızın bolluk kavramını benimsemesi ve içermesi gerekir. Bolluğunuzu kabullendiğinizde, doğal hakkınızı kabul ediyor ve Yuvayı hatırlıyor olursunuz

bolluk ile ilgili görsel sonucu

ALINTI

Beyne Zarar veren 10 alışkanlık

SAĞLIKLI BEYİN ile ilgili görsel sonucu

Beyne zarar veren alışkanlıkları biliyor musunuz?

1) Kahvaltı etmemek
Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar...

2) Aşırı yeme
Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar...

3) Sigara içmek
Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.

4) Yüksek şeker tüketimi
Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.

5) Hava kirlenmesi
Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.

6) Uyku yetersizliği
Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.

7) Uyurken kafayı örtmek
Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.

8) Hastalık sırasında beyni çalıştırmak
Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.

9) Uyarıcı düşüncelerde eksiklik
Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.

10) Az konuşmak
Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.